Açık söyleyeyim, Kasımpaşa karşısında Galatasaray’ı beklediğimden daha iyi buldum.
Özellikle son haftalardaki görüntünün ardından daha tutuk, daha problemli bir takım bekliyordum. Ama Galatasaray bu kez topu daha rahat dolaştırdı, oyunun kontrolünü daha fazla elinde tuttu ve en önemlisi Osimhen sahada yokken de futbol oynamayı başardı.
Hep söylüyoruz; Osimhen’li Galatasaray ile Osimhen’siz Galatasaray arasında doğal olarak fark var.
Ama bu maçta hoşuma giden şey, Osimhen’siz bölümün de kötü olmamasıydı.
Burada özellikle Batrakov’a ayrı bir parantez açmak istiyorum.
Ben bu çocuğu gerçekten çok seviyorum.
Top ayağına geldiğinde telaş yapmıyor. Pas dağıtıyor; hem de sanki iskambil kâğıdı dağıtır gibi rahat rahat… Oyunun nereye akması gerektiğini görüyor. Henüz yolun başında ama Galatasaray’ın oyun aklına ciddi katkı sağlayabilecek bir oyuncu olduğunu düşünüyorum.
Rafael Leao’da da ciddi bir gelişme görüyorum.
İlk geldiği dönemlere göre oyunun içine çok daha fazla giriyor. Daha istekli, daha hareketli ve takım arkadaşlarıyla bağlantısı giderek kuvvetleniyor.
Lemina’nın dönüşü de önemliydi.
Hele Osimhen ve Lemina oyuna girdikten sonra takımın ritmi bir anda başka bir seviyeye çıktı. Galatasaray daha güçlü, daha agresif ve rakibe daha fazla korku veren bir takım görüntüsüne büründü.
Barcelona maçı öncesi beni asıl heyecanlandıran da bu.
Osimhen, Leao, Batrakov, Sane ve Lemina…
Bu oyuncular aynı anda ritim yakalarsa ortaya izlemesi gerçekten çok keyifli bir Galatasaray çıkabilir.
Tabii gecenin tatsız tarafı Torreira’nın kırmızı kartıydı.
Ben burada hakemi eleştirmeyeceğim.
Bence kırmızı kart doğruydu.
Torreira’nın Galatasaray için ne kadar önemli olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Ama önemli oyuncu olmak, yapılan hareketi doğru hale getirmiyor. O pozisyonda hakemin kararını doğru buluyorum.
Bir tek Deniz Gül beni tatmin etmedi.
Çok silik kaldı. Oyunun içinde yeterince hissedemedim. Ama hemen üzerine çizgi çekmek de doğru değil. Yeni bir takım, yeni bir oyun düzeni… Alıştıkça daha fazlasını göstereceğini umuyorum.
Sonuçta Galatasaray 10 kişi kalmasına, beraberliği yemesine rağmen maçı bırakmadı.
Ve belki gecenin benim açımdan en güzel tarafı da buydu.
Trabzon’da dağılan takımın yerine bu kez direnç gösteren bir takım vardı.
Barcelona öncesi kusursuz muyuz?
Hayır.
Ama bu maç bana uzun zamandır hissetmediğim bir şeyi verdi:
Merak.
Osimhen, Leao, Batrakov, Sane ve Lemina aynı ritmi yakaladığında bu takımın nereye çıkabileceğini gerçekten merak ediyorum.
Barcelona gecesi bunun cevabını görmek için çok güzel bir yer olacak.