İlk Golde Ders Almadık, Dördüncüde Sınıfta Kaldık

Bazı mağlubiyetler vardır, “Olur böyle şeyler” dersiniz.

Bazılarıysa insanı skorundan çok oynanan futbolla kızdırır.

Trabzonspor maçı benim için ikincisi.

Daha maçın başında kendi kullandığımız kornerin ardından kontratak yiyip golü kalemizde gördük. Trabzonspor’un en büyük silahlarından birinin hızlı geçişler olduğunu bilmeyen var mıydı?

Herhalde yoktu.

Ama bilmek başka, önlem almak başka.

Galatasaray ilk golden sonra tamamen pozisyonsuz değildi. Sane’nin fırsatı oldu, çizgiden çıkan topumuz oldu, Jakobs direğe takıldı.

Yani mesele “Galatasaray hiç oynamadı” değil.

Mesele, rakip hata yaptığında cezalandıramazken kendi yaptığınız her hatanın gol olması.

Sonra ikinci gol…

Arkasından üçüncü…

İlk yarı bittiğinde tabelada 3-0 yazıyordu.

İnsan ister istemez 2018’deki Trabzon deplasmanını hatırlıyor.

Osimhen yoktu.

Lemina yoktu.

Singo yoktu.

Evet, bunların hepsi önemli eksikler.

Ama Galatasaray gibi bir takımın 4-0’lık mağlubiyetinin açıklaması yalnızca eksikler olamaz.

Çünkü sahadaki kadro da sıradan bir kadro değil.

Bu isimlerle dört gol yiyiyorsanız artık mesele yalnızca “Kim yoktu?” sorusu değildir.

“Sahada olanlar neden bu kadar kolay dağıldı?” sorusudur.

Ve o dağılma sadece oyunla sınırlı kalmadı.

Okan Hoca’nın kırmızı kartı da beni fazlasıyla rahatsız etti.

70. dakikada sarı kartı görüyorsun, iki dakika sonra itirazı devam ettirip kırmızı kartla tribüne gidiyorsun. Takımın 3-0 gerideyken senden beklediği şey sinirlenmek değil, o takımı sakinleştirip ayağa kaldırmak.

Galatasaray’ın teknik direktörünün de böyle bir gecede kontrolünü kaybetmemesi gerekiyor.

Bir diğer kırmızı kart ise açıkçası beni daha da rahatsız etti.

Çok sevgili, namıdiğer Kirvem Enver Sügün’ün yorumuna yüzde yüz katılarak söylüyorum:

Lesley Ugochukwu’nun Ozan Tufan’a yaptığı müdahale, bir futbolcunun meslektaşına yapmaması gereken türden bir hareketti.

Sertlik başka şeydir.

Mücadele başka şeydir.

Ama rakibinin çok ağır sakatlanmasına, hatta futbol hayatını tehlikeye sokabilecek bir sonuca yol açabilecek bir müdahale başka bir şeydir.

Galatasaray formasına da, Galatasaray’ın 6 numarasına da böyle bir hareket yakışmaz.

Maçı kaybedebilirsiniz.

Sinirlenebilirsiniz.

Skor sizi çıldırtabilir.

Ama futbolun içinde kalmak zorundasınız.

Çünkü bazen mağlubiyetten daha kötü olan şey, kaybederken nasıl davrandığınızdır.

İlk golü geçişten yedik.

Dördüncü golde yine hücuma çıkarken topu kaptırdık ve Salah bir kez daha kalemize kadar geldi.

Maçın başıyla sonu arasında neredeyse 80 dakika geçti.

Ama hata değişmedi.

İşte Avrupa hedefi olan bir takım için asıl alarm budur.

Trabzonspor’u tebrik etmek lazım. Thomas Reis ilk maçında Galatasaray’ın zayıf noktasını gördü ve sonuna kadar kullandı. Salah ise fırsat bulduğunda affetmedi.

Galatasaray açısından yapılacak şey ise bu geceyi unutmak değil.

Tam tersine, hatırlamak.

Çünkü bazı yenilgiler üç puan götürür.

Bazıları ise size nerede eksik olduğunuzu gösterir.

Trabzon gecesi Galatasaray’a dört gol değil, dört ayrı uyarı bıraktı.

Bunlardan biri taktikti.

Biri konsantrasyondu.

Biri teknik heyetin kontrolüydü.

Biri de sahadaki disiplin.

Şimdi mesele bunlardan ders çıkarabilmek.

Çünkü ilk golde ders almazsanız…

Dördüncüde sınıfta kalırsınız.