Okan Hoca'ya bir sorum var.

Kasımpaşa maçında Barış Alper'in sağ bekte iyi oynaması, Barcelona karşısında da aynı tercihin doğru olduğu anlamına mı geliyordu?

Barış kötü müydü? Hayır. Hatta görevini yerine getirmeye çalıştı. Ama madem Sallai bu bölgede oynayabiliyordu, neden onunla başlamadık?

Kasımpaşa maçı Barcelona için ölçü olamaz, hocam!

Gelelim maça…

Açıkçası Galatasaray'ın ilk yarısını çok beğendim. Mücadele vardı, direnç vardı, cesaret vardı. Barcelona gibi bir rakibin karşısında korkmadan oynayan bir Galatasaray izledik.

Batrakov için daha önce yazdıklarımı hatırlayanlar olacaktır. Bu çocuğun Barcelona karşısında kendisini göstereceğine inanıyordum. Gösterdi de! Bunu biraz da gururla söylüyorum.

Leao'ya ise ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Her maç üzerine koyuyor. Özgüveni artıyor, oyuna katkısı gelişiyor. İzlerken gerçekten keyif alıyorum.

Ama sonra o iptal edilen ikinci gol…

Bana göre maçın psikolojik kırılma noktası buydu.

Galatasaray'ın morali bozuldu, ritmi kayboldu. Oysa büyük takım dediğiniz, golü iptal edildi diye oyun disiplinini kaybetmemeli.

İlk yarıda Barcelona'ya kafa tutan Galatasaray, ikinci yarıda kendi gölgesine yenildi.

Ve gelelim Sane'ye…

Artık birilerinin bunu söylemesi gerekiyor.

Sürekli top kayıpları, yanlış tercihler, oyunun temposunu düşüren hareketler… Bu seviyede bu kadar verimsiz bir performansı kabul etmek zor.

Okan Hoca'nın Sane'yi bir süre kulübeye çekmesi gerektiğini düşünüyorum.

Renato Nhaga gibi gençlere daha fazla fırsat verilmeli. Oynadıkça tecrübe kazanacaklar. Ben o çocukta bir şeyler görüyorum.

Elbette Barcelona güçlü bir takım. Kaybetmek dünyanın sonu değil.

Ama beni rahatsız eden skor değil.

İlk yarıda yapabildiğimiz şeyleri ikinci yarıda neden yapamadığımız.

Galatasaray'ın Avrupa'da başarılı olması için yalnızca kaliteli ayaklara değil, doksan dakika ayakta kalan bir karaktere ihtiyacı var.

Çünkü Avrupa'da bir golünüz iptal olabilir.

Ama o golle birlikte bütün oyununuz iptal olmamalı.