Ege Saati/Turgay Kılıç—Diyanet işleri Başkanlığı, 3 Temmuz Cuma günü için bir hutbe yayımladı. Her cuma günü için yayımlanan hutbenin ardından gelen tepkilere bir yenisi eklendi. Diyanet'in 'Yaz Kuran Kursları' başlıklı Cuma Hutbesi'nde Deniz Göktaş isimli komedyenin stand up gösterisindeki mizah ve politik eleştirileri de üstü kapalı satırlara eklendi, satır arasında ailelere bir mesaj iletildi. Diyanet'in yayımladığı hutbenin 'Kıymetli Anne Babalar!' satır başlığında şunlar yer aldı: 'Modern çağın getirdiği tüketim kültürü, dijital mecraların bilinçsiz kullanımı, zaman zaman kutsallarımızın mizah adı altında alaya alınması, çocuklarımızın günden güne değerlerimizden uzaklaştırmaktadır. Tertemiz dimağlar (beyin); batıl inançlar, sapkın akımlar, bağımlılık ve akran zorbalığının girdabında kaybolma riskiyle karşı karşıyadır.'

'Popülizm yapıyorlar'
Veli Derneği İzmir Şube Başkanı Necati Kalafat, Ege Saati gazetesine yaptığı açıklamada, Dünya kupası maçları gösterimi üzerinden örnek vererek 'Dünya kupasına bir ülkenin milli takımı katılıyor, o ülkede bir çağrı yapılıyo. Ve o çağrıda ise önce sabah namazında buluşma, ardından boyoz eşliğinde milli maç izlenecek deniyor. Oysaki İzmir'de Spor Lisesi kapatılırken, yeterli imkanlar ortadan kaldırılırken kimse tepki göstermemiş, çağrıda bulunmamış; ancak bir anda maç izleme sürecini sabah namazı ile bağdaştırıp popülizm yapıyorlar' diye tepki gösterdi.

'Hutbe'nin amacı adalet, eşitlik'
Necati Kalafat, Cuma hutbesinde Deniz Göktaş isimli komedyenin politik mizah gösterisinin eleştirilerle üstü kapalı yer verilmesine ilişkin ise 'Diyanet'in eşitlik, adalet ve eğitimin önemine ilişkin vaiz vermesi gerekirken komedyenin üzerinden muhalefetliğin kötü olduğu anlatılıyor. Oysaki Diyanet'in yaptığı tam olarak Orta Çağ karanlığı yaratmaktır' dedi.

Orta Çağ karanlığı
Eğitim Sen İzmir Şube Başkanı Hamdi Çalık, Türkiye'de yaşanılan dönemin bir Orta Çağ engizisyonu andırdığını belirtti. Çalık, 'Asıl mesele, bir mizahın sınırlarını zorlayıp zorlama değil. Durum artık kendi algılarına göre; işimize geldiği zaman dini değerlere
uygun, işimize gelmediğinde dini değerlere uygun olmadığı türden bir engizisyon mantığıyla değerlendiriyorlar. Yani bu sadece Diyaneti'in açıklamasıyla değil; Cumhurbaşkanlığı danışmanı, siyasi parti sözcüleri 'dilini keserim, kafasını koparırım' demesi ve Emniyet Genel Müdürlüğü ise bir mizahla sanatını icra eden bir sanatçıyı, komedyeni ters kelepçeyle götürmesi gibi olaylar normal ve demokratik bir toplumlarda yaşanmaz' dedi.
'Karanlığın içinden geçiyoruz'
Hamdi Çalık, 'insanın kendi inancını serbest yaşamalı, inançsız olanın da kendi inançsızlık halini ifade edebilmelidir' diyerek demokratik bir yaklaşımın altını çiziyor. Çalık, ayrıca 'Engizisyon mantığıyla Orta Çağ yaşandıysa Türkiye'yi bu karanlıktan kurtaran şey aydınlanma fikridir' ifadelerini kullandı.
İnanç rencideliği neye göre belirleniyor
Eğitim Sen İzmir Şube Başkanı Çalık, 10 yaşındaki bir çocuğun katilinin 4 ay ceza yatarak salınmasına tepki göstererek bu durum karşısında 'Kimsenin inancı rencide olmuyor' dedi. Açıklamalarına devam eden Hamdi Çalık, 'Kimsenin inancı, asgari ücretle geçinmek zorunda olduğu, yoksulluğun arttığı dönemler için rencide olmuyor mu? Çocukların tacize uğraması karşısında kimsenin inancı rencide olmuyor; bir politik eleştiride, mizah söyleminden inançları rencide oluyor' eleştirilerini sıraladı.
Siyasi atmosfer vurgusu
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM) İzmir Öğretmen İnisiyatifi de Diyanet'in 'hutbesi'ne ilişkin 'güncel siyasal atmosferden bağımsız düşünülemez' diyerek tepki gösterdi. THTM'deki eğitimciler, Ege Saati'ne verdiği ortak demeçte, 'Eğitimciler olarak biliyoruz ki çocukların ve gençlerin iyiliği; korku, baskı ve itaate dayalı bir dünya görüşüyle yapılandırılamaz. Bu, tam tersine özgür düşünceyle, bilimsel eğitimle, sanatla, mizahla ve sorgulama hakkıyla mümkündür' dedi.




