EGE SAATİ/Turgay Kılıç- Denizli merkezli manşetiz.com haber sitesi patronu Tahir Aygün ve Mehmet Teke; gazetenin yayın hayatına İzmir'den devam etmek istedi ve 12 personeli işe aldı. İzmir'den yayın hayatına 5 Mayıs'ta başlayan Manşetiz, 14 Ekim'de patron Tahir Aygün ve Mehmet Teke'nin paneli kapattırmasıyla 12 personel bir gecede işsiz kaldı. Bunun üzerine Patronların Ensesindeyiz ile İletişim Emekçileri Ağı'nın başlattığı dayanışma, İzmir'den başlayarak ülkenin birçok önemli noktasına yayıldı. 12 Personelin bir aylık maaşı, aylarca ödenmeyen yemek kartları, yol ücreti ve diğer haklar ortada duruyor. Manşetiz haber sitesi emekçileri, ofiste çalışma koşullarının uygun olmaması gerekçesiyle evden çalışıyorlardı. İki aylık evden çalışma sürecine dayanan gazete patronları, 12 personeli 'devamsızlık-kod 48' ile işsiz bıraktı. Bunun üzerine dayanışma gösteren gazeteciler, bugün saat 16:00'da Konak'taki Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde bir araya gelerek yaşadıkları mağduriyeti dile getirdi.
'Haksız hukuksuz işten çıkarıldık'
Basın açıklamasını okuyan Manşetiz gazetesi internet platformu Yazıişleri Müdürü Sercan Engerek, 'Biz Manşetiz emekçileri, 14 Ekim Çarşamba günü, akşam operasyonuyla haksız hukuksuz bir şekilde işten çıkarıldık. Kod 48 ile işten çıkarılan haber merkezi çalışanlarına şirket yönetimi tarafından ne sözlü ne de yazılı bildirim yapıldı. Biz Manşetiz emekçileri, telefonlarımıza gelen SGK mesajıyla işten çıkarıldığımızı öğrendik. 12 personel, Manşetiz'in yayınının durdurulduğunu SGK mesajıyla öğrendi. Bir aylık maaşımız, birikmiş yemek kartı ücretlerimiz, resmî tatillerdeki fazla mesailerimiz ödenmediği gibi ihbar tazminatlarımız da gasp edildi. Manşetiz'de krizi, biz yaratmadık. Bu noktaya gelinmesinden, sözleşmeleri hukuksuz bir şekilde feshedilene kadar her gün işinin başında olan Manşetiz emekçileri sorumlu değil' dedi.
'Olağanüstü bir emekle çalıştık'
Manşetiz emekçilerinin sadece Basın İlan Kurumu ile değil, internet platformunda Google ile çok fazla mücadele ettiler. Tahir Aygün'ün güvence ve umut verdiği gazeteciler çok emek verdiklerini söylediler. Gazeteciler adına açıklamalarda bulunan Sercan Engerek, 'Haberlerimizle, röportajlarımızla halkın haber alma hakkını ete kemiğe büründürmek için çok çalıştık. Basın İlan Kurumundan resmi ilan alacağız denildi. Fakat sitenin Basın İlan Kurumunun istediği okunma sayılarını yakalayabilmesi gerekliydi. Manşetiz'in Google'da görünmesini sağlamak, sitenin trafiğini artırmak için olağanüstü bir emekle çalıştık. Basın İlan Kurumuna 24 kişilik kadro üzerinden başvuru yapacaktı şirket yönetimi. Fakat Manşetiz'in kadrosu 12 personelle kurulmuştu. Buna rağmen her gün iki kat iş yüküyle, sitenin okunma sayılarını belli bir seviyeye getirdik. Ancak 24 kişinin yapacağı işi, 12 kişi üretirken Tahir Aygün, en başta vâdettiği ofis ortamının gereklerini yerine getirmedi; ofisin ihtiyaçlarını sürükledi erteledi. Yazın sıcağında ofiste su sebili olmadan çalışmak zorunda kaldık. Su ihtiyacımızı her gün cebimizden karşıladık' ifadelerini kullandı.
'Biz ticaretçi değil, gazeteciyiz'
Açıklamasını sürdüren Yazıişleri Müdürü Sercan Engerek 'Biz ticaretçi değil, gazeteciyiz. Gazeteci işini hobi olarak yapan kimse değildir. Her bir personelin yaşamını idame etmek gibi bir sorumluluğu var! Fikir işçisi gazeteci, mesleğini sürdürebilmesi için maaşı peşin ödenmesi gereken, aylık ücretiyle geçinen insandır. Ağustos itibarıyla her gün maaşların, yemek kartlarının ödenmemesinin ağırlığıyla işe devam eden editör ve muhabirler eylülde derin bir krizin içine çekildi. Eylül ayında maaşlarımız 15 gün geciktirildi. Yemek kartlarımız ise ödenmedi. Resmî tatil günlerinde fazla mesailerin adı bile anılmadı şirket yönetimince. Mayıs ayında 12 gazeteciyi yola çıkaran Tahir Aygün, ağustosta başlayan kriz sürecinde Denizli'deki ikametinden bir kez olsun İzmir'de Manşetiz'in ofisine gelip personeli bilgilendirmedi. Kendisini çok davet ettik, toplantı yapılsın, şartlar konuşulsun, bir yol haritası belirlensin istedik. Fakat Aygün her davetimizi geri çevirdi. Personel maaş ve yemek kartlarının ödenmesini talep ettiği her seferinde Aygün 'Beceremedim, üzgünüm, öfkeliyim, kırgınım' demekle yetindi. Bu, gazeteci maaşlarının zaten çok düşük olduğu, ekonomik krizin yoksulu ezip geçtiği bir ortamda geçinmeye çalışan fikir işçisine verilebilecek bir yanıt değildir' dedi.
'Kod 48, düpedüz iftiradır!'
Sercan Engerek, 'Bir aylık maaşlarımızı, ihbar tazminatlarımızı, yemek kartlarımızı ödememek için mi bizi Kod 48'le işten çıkardınız? Haklarımız 212 sayılı Basın Kanunu'yla güvence altına alınan haklardır. Biz işgücümüzden, emeğimizden doğan haklarımızın peşindeyiz. Ne eksik ne fazla; biz hakkımızı istiyoruz:
-Kod 48 lekesi derhâl kaldırılsın.
-Ekim ayı maaşımız kuruşu kuruşuna ödensin.
-Eylül ve ekim ayından yemek kartlarımız ödensin.
-Bazı arkadaşlarımızın mayıs ayından yemek kartı alacakları, resmî tatillerde çalışan arkadaşlarımızın fazla mesaileri derhâl ödensin.
-212 sayılı kanuna göre işveren işçiyi işten çıkarmadan bir ay önce personele bildirim yapmak zorundadır. Biz akşam operasyonuyla aniden işten çıkarıldık. İhbar tazminatımız derhâl ödensin. Manşetiz emekçileri burada, bir arada. Haklarımızı alana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Verdiğimiz mücadele sadece maaş ve alacak mücadelesi değildir. Biz hakları gasp edilen gazeteciler olarak, hakları gasp edilen, maaşları geciktirilen tüm meslektaşlarımız için de onur mücadelesi veriyoruz. Biz gazeteciler bu ülkede emeğimizle, onurumuzla yaşamak istiyoruz' ifadlerini kullandı.

Patronların Ensesindeyiz avukatlarından Eren Selanik de süreci başından beri takip ediyor. Eren Selanik, açıklamasında şunları kaydetti:
'Personeller devamsızlık iftirasıyla işten çıakrıldılar. Bu birçok gazetesinin haklarını elinden alan yalan bir yalan koddur. Manşetiz patronunun neredeyse tüm adımları hukuka aykırıdır. Normalde basın iş kanununa göre gazetecilerin sözleşmelerinin yazılı olması gerekiyor; ancak Manşetiz patronu bu yazılı sözleşmeyi yapmamış. Hatta gazeteci arkadaşlara belge imzalatıp kendileri ise bu imzadan kaçınmış. Öyleki bir basın patronunun, gazetecilerin sözleşmesini mülki amire, bakanlığa ve gazetecilerin bağlı bulunduğu meslek kuruluşlarına bildirmesi gerekiyor. Ve bir diğer sorun ise gazetecilerin SGK girişlerini gazetecilik dışındaki başka bir sektörün koduyla giriş yapılmış. Manşetiz patronu, daha işe başlarken gazetecilerin tüm haklarını elinden almış.'




