Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in, önümüzdeki ilk genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak ilan ettiği seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının yargı görünümlü iktidar kumpasıyla tutuklanmasının ardından başlatılan 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' buluşmalarının Türkiye ayağının bu haftaki durağı Niğde oldu.
YURTTAŞLAR İKTİDARI İSTİFAYA DAVET ETTİ
Niğde Cumhuriyet Meydanı'nı hınca hınç dolduran yurttaşlar, 325 gündür Silivri'de 12 metrekarelik bir hücrede tutulan İmamoğlu ve diğer tutuklu belediye başkanları lehine sloganlar atarak, iktidarı istifaya davet etti.
İmamoğlu'nun Silivri'den Niğde'ye yolladığı mektubu, CHP Niğde İl Başkanı Bünyamin Kıvrakdal kamuoyu ile paylaştı.
İMAMOĞLU: ADALETİN YERİNİ BULMASI İÇİN MÜCADELE EDİYOR, ÜLKEMİZİN GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORSUNUZ
İmamoğlu, Kıvrakdal tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
'Güzel Niğde'nin koca yürekli, güzel insanları: Kıymetli hanımefendiler, saygıdeğer beyefendiler, sevgili gençler, göz bebeğimiz çocuklar: Her birinizi saygıyla, sevgiyle, hasretle selamlıyorum, gönülden kucaklıyorum. Sizleri çok özlediğim bu günlerde, bir mektupla da olsa aranızda olmama vesile olan, örgütümüzün kararlı ve azimli mücadelesini temsil eden İl Başkanımız Bünyamin Kıvrakdal'a teşekkürlerimi sunuyorum. Hukukun ve demokrasinin hakim olması, adaletin yerini bulması için mücadele ediyor, ülkemizin geleceğine sahip çıkıyorsunuz. Sizlere yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun:'
'DEVLET KURUMLARI ELİYLE SEÇİM SONUÇLARINI VATANDAŞTAN GİZLEMEK GİBİ BİR REZİLLİĞİN EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞTİR'
'Hukuk ve demokrasi, Cumhuriyetimizin özüdür. Ülkeyi yönetenler, hukuktan ve demokrasiden uzaklaşırsa, Cumhuriyetten de milletten de uzaklaşırlar. Ülkemiz, yıllardır hukuku ve demokrasiyi çiğneyen, milleti hiçe sayan bir iktidarın yol açtığı sorunlarla boğuşuyor. İçinden çıkıp geldikleri aziz milletimizin iradesini yok sayarak, baskı altına alarak koltuklarını korumaya uğraşanlar, ülkemize çok büyük kötülük ediyorlar.
31 Mart 2019 yerel seçimlerinde İstanbul'u kaybettiklerinden bu yana, milli iradeyi hedef alan saldırılar, kirli tertipler, karanlık girişimler peşindeler. 2019'da, daha seçim gecesi başladılar kötülüklerine. İlk iş olarak, seçim sonuçlarının televizyondan yayınlanmasını engellediler. Siyasi tarihimizde hukuksuz, antidemokratik uygulamalar çoktur ama devlet kurumları eliyle seçim sonuçlarını vatandaştan gizlemek gibi bir rezilliğin eşi benzeri görülmemiştir.'
'REZİLLİKLER ORADA KALMADI Kİ:'
'Rezillikler orada kalmadı ki: Kendi ürettikleri yalanları, iftiraları bahane edip, İstanbul seçimini iptal ettirdiler. Aynı zarftan çıkan 4 oydan sadece 1 tanesinin, Ekrem İmamoğlu'na verilen oyun geçersiz olduğunu ilan ettiler. Anayasa Mahkemesi, birkaç gün önce, 31 Mart 2019 gecesi seçim sonuçlarının vatandaştan gizlenmesinin haksız, hukuksuz bir iş olduğuna karar verdi. Milletimiz aynı kararı çoktan vermiş, milli irade gaspçılarının cezasını sandıkta kesmişti.
Yine öyle olacak. İktidarın halen yapmakta olduğu hukuk ve demokrasi dışı işlerin cezası, yine sandıkta kesilecek. Bugün hala 2019 İstanbul seçimlerini siyasi casuslukla, manipülasyonla kazandığımız iftirasıyla bizi yargılamaya kalkıyorlar. Bu acizliğinizle, bu zavallılığınızla siz, ancak kendinizi kandırırsınız. Milletimiz kime, neden oy verdiğini, sandıkta kimi, neden cezalandırdığını bilmiyor mu? Kaybetmeyi öğrenin. Milletin iradesine saygı duymayı öğrenin. Milletimiz, kendi iradesine karşı yapılan haksızlıkları, zorbalıkları unutmaz, affetmez. Millete sevgisini, saygısını kaybetmiş, milletin derdine gözünü kapamış iktidarlar, geldikleri gibi giderler.'
'BİR AVUÇ İNSANDAN BAŞKA KİMSEYE FAYDASI OLMAYAN BU MERHAMETSİZ, VİCDANSIZ İKTİDAR DA GİDECEK'
'Bir avuç insandan başka kimseye faydası olmayan bu merhametsiz, vicdansız iktidar da gidecek. Adaletli, liyakatli, icraatçı, halkçı bir yönetim iş başına gelecek. Vakti dolanlar, pili bitenler gidecek; umut verenler, tuttuğunu koparanlar, kendini millete adayanlar iş başına gelecek. Seçim gecesi sandıklar açılınca, herkes gerçekle yüzleşecek. Göreceksiniz; milletimiz cumhuriyete, demokrasiye, hukukun üstünlüğüne öyle bir sahip çıkacak ki: Milletimiz adalete, hürriyete öyle bir sahip çıkacak ki:
Türkiye, bir daha asla, bütün yetkilerin tek bir kişide toplandığı, muhalefetin yargı yoluyla bastırılıp yok edilmeye çalışıldığı baskıcı rejimlerden biri olmayacak. Türkiye bir daha asla, zenginliğin bir avuç insana aktarıldığı, dertlerin ve zorlukların ise milletin sırtına yüklendiği, insafsız rejimlerden biri olmayacak. İktidar değişecek ve milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet ve hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek. Her şey çok güzel olacak.
Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.'
ÖZGÜR ÖZEL KALABALIĞA SESLENİYOR
Niğde buluşması CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in konuşmasıyla devam ediyor.
CHP lideri Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
* Merhaba Niğde! Merhaba canım Niğde! Tarihi kadim, toprağı zengin, insanı yiğit Niğde; insanı yiğit Niğde, hoş geldiniz! Selam olsun Altunhisar'a, selam olsun Bor'a, Çamardı'na... Selam olsun Çiftlik'e, selam olsun Ulukışla'ya!
* Buraya; depremin üçüncü yıl dönümünde, deprem bölgesinde en ağır hasar alan altı ilimizden, ilçelerimizden, o depremde yakınlarını kaybedenlerin yanından, konteyner kentlerden, sokaklardan, yastan, acıdan geliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılar görmeyelim, bir daha yaşamayalım diye diliyorum ve bu meydandan deprem bölgesine bir büyük selam, bir büyük selam yolluyoruz.
ERDOĞAN'A 'SİSİ' GÖNDERMESİ: 'İNSANLARIN HAKKINI YİYORSUNUZ'
* Geçtiğimiz haftayı herkes sevdikleriyle geçirdi. Ben geçtiğimiz hafta Osmaniye'deydim, Kahramanmaraş'ta, Gaziantep'te, Adıyaman'da, Malatya'daydım. Konteyner kentlerdeydim, depremzedelerle el eleydim, gönül gönüleydim. Sayın Erdoğan da geçen haftayı 'eli kanlı katil' dediği Suudi Arabistan prensiyle birlikte, 'darbeci' dediği Sisi ile birlikte geçirdi. Nihayet dün Türkiye'ye geldi.
* Nihayet, nihayet lütfedip Osmaniye'ye gitti. Bir büyük sahne kurdurdu. O sahnenin üstünden depremzedeye videolar izletip, sahneden inmeden, sokağa girmekten, konteyner kentlerdeki durumu görmeden, milleti dinlemeden kendini dinletti. Olur olmaz şeyler söyledi, gitti.
* Oysa biz ona deprem bölgesinden hep birlikte seslenmiştik. Dedik ki; 'Burada, depremin üçüncü yılında, bir yılda yapacağım dediğiniz konutların bir yılda %2'sini yapmışken, ikinci yılda %30'unu yapmışken, üçüncü yılda daha kendi rakamlarınızla %70'teyken, 270 bin kişi konteynerlarda kalıyorken artık bu işleri bir tarafa bırakalım.' Mademki Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni iki sefer aldınız, KDV'yi ikiye katladınız, ÖTV'yi aldınız, yurt dışı çıkış harçlarını artırdınız; deprem için 71 milyar dolar topladınız artan vergilerden, kampanyalardan, bağışlardan ve '40 milyara bu evler bitti' diyorsunuz... O zaman madem bu para toplandı, bu depremzedeye anahtar vermeden önce niye boş senet imzalatıyorsunuz? Niye 18 yıl bu insanlar para versin? Niye rezerv alanla bu insanların hakkını yiyorsunuz, üzüyorsunuz?
ERDOĞAN'A ÇAĞRI
* Ve dedim ki; 'Gelin bu boş senet utancını bitirin, faiz ayıbını ortadan kaldırın, mücbir sebebi yeniden uzatın, rezerv alan sıkıntılarını çözün, konteyner çilesini bitirin, kiracılara da destek olun, ev verin, başlarını sokacak bir yer verin.' Bunları söylersen teşekkür edeceğim dedim. Dün Osmaniye'de çıktı, hiç bunlardan bahsetmedi.
* Buradan deprem bölgesine sesleniyoruz: O evler, o yapılan evler; eksiklikleri var, tadilat ister, güçlüğü var; bu milletin ödediği vergilerle, bu milletin kampanyasıyla, bu milletin parasıyla yapıldı. Fazlasıyla da o paralar toplandı. Biz deprem bölgesine ne yaptıysak helali hoş olsun. Erdoğan'a çağrımdır: Boş senetleri yırtıp atalım, depremzedeye senet imzalatmayalım. Helali hoş olsun!'
AYRINTILAR GELECEK...
Kaynak: cumhuriyet




