EGE SAATİ/Turgay Kılıç-Yeni Parti İzmir İl Başkanlığı 1. Olağan Kongre seçimi blok listeyle yapılacak. İl Başkanı ve aday Çağatay Güç, adaylık konuşması yaparak, bazı tespitlerde de bulundu. Güç, iktidara yüklenerek 'Bugün ülkemiz, Cumhuriyet tarihimizin en ağır siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerinden birini yaşıyor. Dünyada yaşanan ekonomik ve siyasal dönüşüm; emeği, üretimi, dayanışmayı ve toplumsal adaleti geri plana iten bir düzen ortaya çıkardı. Hakça bölüşümün yerini ayrıcalıklı kesimlerin zenginleşmesi, sosyal devletin yerini derin yoksulluk, demokratik yönetimin yerini ise giderek güçlenen otoriter anlayışlar aldı. Ne yazık ki ülkemiz, bu düzenin en ağır sonuçlarını yaşayan ülkelerden biri haline geldi. 25 yıldır ülkemizi yöneten siyasi iktidar, devletin kurumlarını güçlendirmek yerine zayıflattı; kuralları uygulamak yerine kendisine göre değiştirdi' dedi.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine eleştiri
Ayrıca Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini de eleştiren Güç, şunları ekledi sözlerine:
'2017 Anayasa değişikliğiyle hayata geçirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, güçler ayrılığı ilkesini ve denge-denetim mekanizmalarını büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge bozuldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin etkisi çok büyük oranda ve bilinçli bir şekilde azaltıldı, yargı bağımsızlığı ağır yara aldı, basın özgürlüğü yok edilme noktasına geldi ve örgütlü toplumsal hareketimizi yok etme üzerine bir anlayış devlet politikası haline geldi. Bugün ülkemizde yalnızca ekonomik bir kriz yaşanmıyor. Adaletin, demokrasinin, devlet yönetiminin ve toplumsal güvenin de derin bir kriz içinde olduğu bir dönemden geçiyoruz. Bir tarafta kamu kaynaklarından beslenen ayrıcalıklı bir kesim, diğer tarafta emeğinin karşılığını alamayan milyonlar var.'
Bedelini emekler ödüyor
'Emekliye gelince kaynak bulamayanlar, çiftçiye destek veremeyenler, asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm edenler; belirli çevrelere kaynak aktarmakta hiçbir sakınca görmüyor. Üretenin değil, ayrıcalıklı olanın kazandığı; çalışanın değil, iktidara yakın olanın korunduğu bir düzen kuruldu. Bu düzenin bedelini işçilerimiz, emeklilerimiz, çiftçilerimiz, esnafımız, gençlerimiz ve kadınlarımız ödüyor; ancak yaşadığımız sorun yalnızca derin yoksulluk da değildir. İş cinayetleri, kadın cinayetleri, çocukların karşı karşıya kaldığı şiddet, liyakatsizliğin ve denetimsizliğin ağırlaştırdığı afetler, geleceğinden umudunu kesen gençlerimiz ve her geçen gün büyüyen toplumsal güvensizlik, ülkemizin içine sürüklendiği yıkım tablosunun parçalarıdır. Bugün vatandaşlarımız güven içinde yaşama kaygısıyla da mücadele ediyor. Daha da vahimi, bütün bu sorunların çözümü olması gereken devlet kurumları, siyasi iktidarın gücünü koruma araçlarına dönüştürülüyor. Kendisine karşı çıkanları düşmanlaştıran, eleştiriyi tehdit sayan, toplumu bizden olanlar ve olmayanlar diye ayıran bir anlayışla karşı karşıyayız.'
'Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değil'
'Seçilmiş siyasetçilerin, gazetecilerin, aydınların ve düşüncelerini özgürce ifade eden yurttaşların yargı süreçleri üzerinden baskı altında tutulduğu; Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzende, hukukun üstünlüğünden söz etmek mümkün değildir. Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Ancak bugün, sandıktan çıkan millet iradesi dahi yok sayılmaktadır. Milletin oyuyla kazanılamayan siyasi mücadelelerin yargı eliyle kazanılmaya çalışılması, demokratik hukuk devleti anlayışına ağır bir darbedir. Bu karanlık tablo ne bizi bir umutsuzluğa sürükler, ne de mücadelemizden tek bir geri adım attırır. Çünkü bu ülkenin insanları, tarih boyunca en zor koşullarda bile teslim olmamıştır. Gezi'de özgürlüklerine sahip çıkanlar, 19 Mart sürecinde demokrasi ve millet iradesi için meydanları dolduranlar, toprağını ve doğasını korumak için mücadele eden köylüler, emeğinin hakkını arayan işçiler ve adalet isteyen milyonlar bize çok önemli bir gerçeği göstermektedir: Bu toplumun vicdanı da mücadele gücü de hâlâ dimdik ayaktadır.'
'Cumhuriyetini kurmuş büyük bir milletin evlatlarıyız'
'Bizim mücadelemiz, Türkiye'nin yeniden demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olması; halkın refahının, özgürlüğünün ve geleceğe duyduğu güvenin yeniden inşa edilmesi mücadelesidir. Siyaseti kişisel hesapların, makam kavgalarının ve dar çıkar ilişkilerinin alanı olmaktan çıkarmak zorundayız. Bu ülkenin artık kavgaya değil dayanışmaya, ayrışmaya değil birleşmeye, korkuya değil umuda ihtiyacı var. Yarınlarımızı inşa ederken yıkılan kurumları, toplumun adalet duygusunu, birbirine olan güvenini ve ortak geleceğe dair inancını da onarmak zorundayız. Bunun yolu; bağımsız yargıdan, güçlü parlamentodan, özgür basından, liyakatli kamu yönetiminden, hakça bölüşümden ve Cumhuriyetimizin temel değerlerinden geçmektedir. Değerli YENİ Parti Ailem, Anlattığım bu ağır tablo kimseyi karamsarlığa sürüklemesin. YENİ Parti, ülkenin refah geleceğine olan inanç ile yola çıktı. Bu inancın ve milletimizin değişim talebinin içinden doğdu. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in öncülüğünde başlayan bu büyük yürüyüşün gerçek sahibi millettir! Çünkü biz biliyoruz ki millet seçer, millet değiştirir, millet karar verir! Hiçbir iktidar milletin iradesinden büyük değildir! Ülkemizin içinde bulunduğu koşullar zor olabilir. Önümüzde uzun ve çetin bir mücadele olabilir. Ancak unutmayalım ki bizler, çok daha ağır koşullarda bağımsızlığını kazanmış, Cumhuriyetini kurmuş büyük bir milletin evlatlarıyız.'



