ABD'de Jeffrey Epstein davasına ilişkin milyonlarca belgenin kamuoyuna açıklanmasının ardından Türkiye'de dikkat çeken yeni bir hukuki adım atıldı.
Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği (UCİM), kayıp Türk çocuklarına ilişkin ortaya çıkan şüpheler nedeniyle savcılığa yeniden başvuruda bulundu.
Yeni belgelerde yer alan iddiaların ardından ailelerden gelen başvurular üzerine harekete geçen UCİM, daha önce 2024 yılında yaptıkları ancak takipsizlikle sonuçlanan suç duyurusunu, açıklanan yeni belgeleri dayanak göstererek yeniledi.
Uçuş Listelerinde Türk İsimleri İddiası
UCİM'in avukatı Yeşim Aydın Sağra, Halk TV'de Remziye Demirkol'un programında yaptığı açıklamada sürece ilişkin ayrıntıları paylaştı.
Sağra, ABD adalet mercilerinin 2024 yılında yayımladığı Epstein davasına ait belgelerde yer alan uçuş listelerinde Türk vatandaşlarının isimlerine rastladıklarını, bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.
Belgelerde Türkiye, Çekya ve Orta Asya'dan bazı çocukların kaçırıldığına dair ifadeler bulunduğunu belirten Sağra, Epstein'e ait 'Lolita Express' adlı uçakta kimlerin seyahat ettiğinin, Florida'ya kimlerin gittiğinin ve Epstein'in adasındaki eve kimlerin girmiş olabileceğinin araştırılmasını talep ettiklerini ifade etti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın tespit ettiği bir şüphelinin ifadesinde iddiaları reddettiğini aktaran Sağra, bu kişinin Amerika'ya gidiş gelişlerinin ailevi nedenlerle olduğunu savunduğunu ve isim benzerliği iddiasında bulunduğunu söyledi.
Başsavcılığın da bu beyan doğrultusunda takipsizlik kararı verdiğini belirtti.
Kararın kamu vicdanını tatmin etmediğini dile getiren Sağra, yeni belgelerin açıklanmasıyla birlikte dosyanın yeniden ele alınmasının zorunlu hale geldiğini ifade etti.
'Videolarda Türkçe Konuşan Çocuklar Var'
Açıklanan yeni belgelerde yer alan videoların dikkat çekici olduğunu vurgulayan Sağra, görüntülerde Türkçe kelimeler duyduklarını belirtti.
Sağra, 'Bu videolarda 'anneciğim' diyen çocukları gördük' dedi.
Belgelerin sansürlenmiş ya da değiştirilmiş olabileceğine dair endişeleri dile getiren Sağra, Türkiye ile bağlantılı tüm belge, doküman ve videoların asıllarının talep edilmesini istediklerini söyledi.
Ailelerin büyük bir endişe yaşadığını ifade eden Sağra, birçok ailenin çocuklarının Epstein'in adasına kaçırılıp kaçırılmadığı sorusuyla UCİM'e başvurduğunu belirtti.
Bu nedenle soruşturmanın şeffaf ve eksiksiz yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Kayıp çocuklara ilişkin yeterli ve şeffaf istatistiklerin bulunmadığına dikkat çeken Sağra, sadece geçtiğimiz yıl 623 bin çocuğun çeşitli nedenlerle polis kayıtlarına girdiğini, ancak kayıp çocuk sayısına dair net bir veri paylaşılmadığını söyledi.
Deprem Dönemi Başvuruları Endişeyi Artırdı
Deprem döneminde kaybolan çocuklara ilişkin çok sayıda başvuru aldıklarını belirten Sağra, 'Enkazdan çıkarılan bebeklerle ilgili ne yapılacağı sorusuyla karşılaştık. Aldığımız başvurular hayallere sığmayacak rakamlardaydı' dedi.
Devletin kayıp çocuklara ilişkin düzenli veri paylaşmamasının hem aileleri hem de sivil toplum kuruluşlarını zor durumda bıraktığını ifade eden Sağra, bulunan çocuk sayılarının açıklanmasına rağmen halen kayıp olan çocuklara dair verilerin kamuoyuyla paylaşılmadığını sözlerine ekledi.





