Yaşam

'Senin için yaptım insan kardeşim'

Babadan kalan bir soyadından öte, insan sevgisiyle yoğrulmuş bir sorumluluk: Işık Öğütçü, Orhan Kemal'in yalnızca edebiyatını değil, aydınlanma mücadelesini de geleceğe taşımanın neden vazgeçilmez olduğunu anlatıyor

İnsanı merkeze alan bir edebiyatın, kuşaklar boyunca süren bir vicdan çağrısının izini sürmek için Orhan Kemal'in dünyasına bugün hâlâ dönüyoruz. Bu dünyanın kapısını aralayan en önemli isimlerden biri ise, onun yalnızca oğlu değil; edebiyat belleğinin yılmaz bekçisi olan Işık Öğütçü.


Bir soyadından çok bir sorumluluk, bir mirastan çok süregelen bir aydınlanma mücadelesi olarak taşıdığı Orhan Kemal adını; müze çalışmaları, arşiv yayınları ve edebiyat ödülleriyle geleceğe aktarıyor. Bu söyleşide Işık Öğütçü ile 'baba'dan 'yazar'a uzanan hafızayı, toplumcu gerçekçiliğin bugünkü anlamını, edebiyatın vicdanla kurduğu bağı ve Orhan Kemal ile kol kola yürümeye devam eden insanlık hâllerini konuştuk.


Orhan Kemal'in oğlu olmak, sizin için bir kimlik mi yoksa hayat boyu taşınan bir sorumluluk mu?


Hiçbir zaman hiçbir yerde Orhan Kemal'in oğluyum diyerek kendime alan açmadım. Onun ismini taşımak geleceğe, aydınlanmayı, insan sevgisini ve umudu taşımak demektir. Bu nedenle sorumluyum. Bence genetik olarak da böyle fakat aydınlanma mücadelesi veren herkes de toplumun aydınlanmasında çaba göstermeli ve bunda sorumlu olduğunu düşünüyorum. O sadece benim babam değil evrensel boyutta haksızlıklarla mücadele eden herkesin de aynı zamanda babasıdır.

'Senteze ulaştım'


'Baba' ile 'yazar Orhan Kemal' figürleri zihninizde ne zaman birbirinden ayrıldı?


On üç yaşında onu kaybetmiş olmam yazarlığını öne çıkarmama neden oldu. Tabii gençlik yıllarımda kitaplarını okudum. Düşünce dünyasında dolaştım. Satırlarını analiz edip senteze ulaştım. Fakat 2000 yılında müzesini açtıktan sonra yazar Orhan Kemal daha öne çıktı. Ve bu çıkışla onunla ilgili olan on üç kitabı yayınladım. Her zaman diyorum Orhan Kemal'i 2000 yılında keşfettim. Müthiş bir düşünce hazinesinin içinde olduğumu gördüm.
Orhan Kemal'in başınızı okşadığını hatırlar mısınız? En çok size neyi öğütlerdi?
Hatırlamaz mıyım? Küçük olmanın avantajı budur. Babanızın hep kucağındasınızdır, Her türlü isteğinizi tatlılığınızla halledersiniz. Ben de isteklerimi sıralardım. Fakat hepsini o an yapamazdı tabii. Öğüt işini hiç yapmadı bana belki daha küçüktüm. Fakat ölümünden kısa bir süre önce kitap okumam gerektiğini söylemişti.
Arşiv çalışmaları sırasında sizi en çok sarsan, belki de hiç paylaşmak istemediğiniz bir belge oldu mu?
Hayır. Bütün belgeleri yayınladım. Hatta Orhan Kemal'i sert eleştiren yazıları bile. Babam şeffaf bir insandı. Gizli saklısı yoktu. Yaşadıklarını yazdı. Kitaplarını okuduğunuzda ne öğrenmek isterseniz hepsini bulabilirsiniz.
Kültür hazinesi


Orhan Kemal Müzesi sizin için bir mekân mı, yoksa devam eden bir kültür mü?


Müzeler toplumun bellekleridir. Zaman tünelidir. Geçmişten gelerek geleceğe yol alan hafıza kayıtlarımızdır. Müzeler sadece açılan kişi için değil, toplumun yaşantısından kesitler sunan kültür yuvalarıdır. Türkiye'nin böyle bir kültür hazinesini toplumumuza ve daha da geniş düşündüğümüzde dünya kültürüne bu çalışma bir hediyedir.
Müzeye gelen genç bir okurun, Orhan Kemal'den tek bir duygu ile çıkmasını isteseniz bu ne olurdu?
Onun hangi koşullarda ve şartta yaşadığını, mücadele ettiğini görerek müzeden çıkarken bizim için bu kadar eser yazıp iyi insan olmamızı istemesini düşünmelerini isterdim. Orhan Kemal müzesine gelen genç okurun, müzeden çıkarken Orhan Kemal'le kol kola çıkmalarını hep isterim.
Bugünün Türkiye'sinde Orhan Kemal yaşasaydı, sizce en çok hangi kesimin hikâyesini anlatırdı?
Küçük insan onun yazı kaynağıydı. Sorunları hiçbir zaman azalmadığı için yine onları konu eden eserleri kaleme alırdı. Onların daha iyi yaşamaları kendisinin de mutluluğu olurdu.

Halkın dili

Toplumcu gerçekçilik bugün hâlâ geçerli mi, yoksa yeni bir dile mi ihtiyaç var?


Toplumcu gerçekçilik hiçbir zaman bitmez. Önemli olan onu yazacak olan yazarın topluma bakmasını bilmesi gerekmektedir. Günümüzde sosyal medyada meşhur olma öne çıktığı için başka bir edebiyatın yol aldığını görüyorum. Dil halkın dilidir. Onların anlamayacağı bir dil ve konu belki popüler olmak isteyen yazar için geçici bir şöhret sağlar ama son tahlilde o yazarlar zaman içinde yok olup giderler. Yine gerçek bir anlatımla dertleri anlatan eserler var olur.
Kimya mühendisliği gibi teknik bir disiplinden gelip edebiyat belleğinin bekçiliğini yapmak size ne kattı?
Bir kere unvanım değişti. Araştırmacı, yazar ve şair oldum. Ama ben her zaman müzenin ve edebiyat belleğinin bekçiliğini unvan olarak taşımayı benimsedim.


Orhan Kemal Roman Armağanı'nı düzenlerken, her yıl kendinize sorduğunuz değişmeyen soru nedir?


Armağanın hafızayım diyebilirim. Bu sene 55. ödülü vereceğiz. Hiç öyle bir soru sormadım. Önemli olan armağanın devam etmesini en iyi şekilde sağlamayı düşündüm. Bunun içinde çalışmaya devam ediyorum.
Genç bir yazara Orhan Kemal'den bir cümleyle bir şey aktaracak olsanız, bu ne olurdu?
Orhan Kemal'in kitabında geçer, 'Kara gün kararıp gitmez.' Umutsuz hiçbir zaman olmayacağız.
Soyadı Kanunu çıktığı zaman neden Öğütçü soyadını seçtiniz?
Dedemin hukukçu olması ve ailenin soyundaki kişilerden zaman içinde birtakım öğütler alınması buna neden olmuştur sanırım.


'Işık Öğütçü' adını ilk kez gerçekten sahiplenmeniz ne zaman oldu?


Her zaman sahiplendim. Espri olarak da şunu derim zaten, 'Ben Mehmet Raşit Öğütçü'nün oğluyum.'


Yarın size hiç tanımadığınız biri 'neden bunları yaptınız?' diye sorsa, cevabınız ne olur?


'Senin için yaptım insan kardeşim' derim.

Tuğçe Yerdelen röportaj