<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Hepsi Haber | Türkiye'nin Haberi</title>
    <link>https://hepsihaber.com</link>
    <description>Doğru, güvenilir ve tarafız habercilik</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://hepsihaber.com/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 17:31:55 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeşme Projesi için yeniden yargı yolu]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay tarafından iptal edilerek durdurulan ve kamuoyunda 'İzmir'in Kanal İstanbul'u olarak bilinen Çeşme Projesi, yeniden gündeme geldi. Çevreciler ve STK temsilcileri, projenin yeniden raftan inmesi halinde '22 avukattan oluşan komite' ile dava sürecini yeniden başlatacaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/Turgay Kılıç--</strong>İzmir'in ilçesi Çeşme'de yapılması planan 'Çeşme Projesi', 'spor ve fuar alanları, üniversiteler, gastronomi, sağlık, ekoloji gibi farklı temalara odaklanan köyler inşa edilmesi' dikkate alınıyor. İzmir Barosu, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabip Odası ve çevre örgütlerinin baskısıyla Danıştay 4. Dairesi, bu projeyi iptal etti. Bu proje, İzmir'in Yarımadası'nı kapsayan Urla ilçesinde, Zeytineli köyünden Alaçatı ve Ildır'a kadar giden 16 bin hektarlık alanı kapsıyor.</p> <p></p> <p><strong>Alan belirlemeye karşı dava açıldı</strong></p> <p></p> <p>Doğal sit alanları olarak da belirlenen zeytinlikler, tarım alanları da projeyle birlikte yeni bir yapılandırmaya alınmıştı. Resmî Gazete'nin 12 Şubat 2020 tarihli kararında, alan belirleme kararına karşı çıkan TMMOB, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Çeşme Yarımada Çevre Platformu ve bölge sakinlerinin de itirazları üzerine yürütmeyi durdurma davası açılmıştı.</p> <p><img alt='H Kd V47 Q X Y A E U Q T J' class='detail-photo img-fluid' height='1066' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/h-kd-v47-q-x-y-a-e-u-q-t-j.jpeg' width='1600' /></p> <p><strong>İş dünyasından proje desteği</strong></p> <p></p> <p>İzmir'in iş dünyasının ileri gelenleri; 'Çeşme projesi'ni yeniden gündeme getirmek için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'a kadar çıktı. Ankara'da bir araya gelen iş dünyası ve bakanın yanı sıra AKP İzmir Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, AKP Milletvekillerinden Ceyda Bölünmez Çankırı, Şebnem Bursalı, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya katıldı. Ayrıca bu proje toplantısında hiçbir CHP'li belediye başkanı yer almazken, AKP'li Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan'ın katılması ise dikkati çekti.</p> <p></p> <p><strong>Bakan onay verdi, AKP destek çıktı</strong></p> <p></p> <p>Bakan Mehmet Nuri Ersoy, açıklamasında 'İzmir turizminin sahip olduğu güçlü potansiyeli daha ileriye taşıyacak adımları değerlendirmek üzere bugün Bakanlığımızda verimli bir istişare toplantısı gerçekleştirdik' diyerek projeye destek verirken; AKP'li Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan ise 'Ben de sivil toplumumuzun bu ortak ve haklı çağrısına destek olmak, şehrimizin sesine omuz vermek amacıyla bu anlamlı buluşmada kendilerine eşlik ettim' dedi.</p> <p><img alt='Ahmet Guler 2 768X761' class='detail-photo img-fluid' height='761' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/ahmet-guler-2-768x761.jpeg' width='768' /></p> <p><strong>'Kendilerine yandaş arıyorlar'</strong></p> <p></p> <p>Çevreciler, sivil toplum kuruluşları ve diğer meslek örgütleri ise bu projeye karşı olduklarını belirtirken bu projeye 'İzmir'in Kanal İstanbul'u' diyor. Ege Saati gazetesine konuşan Çeşme Yarımada Kültür Derneği Başkanı Ahmet Güler, projenin Danıştay kararıyla iptal edilmesine rağmen iş dünyasının Ankara'daki toplantısını eleştirerek, '2019 yılından bu yana bu projeyle uğraşıyoruz. Bu projeyi mahkemeye ilk verenlerden biri benim. Bu projeyle 160 milyon metrekarelik arazinin satışı söz konusu. Bu arazinin şu andaki yapılaşma oranı ise yüzde 15. Bilirkişinin kararıyla da Danıştay, bu projeyi iptal etti. İstanbul Kanal Projesi'nden sonra en büyük projedir. Buradaki hedef, bir 'rant'tır. Hedef turizm olsaydı; ilk biz desteklerdik. Ankara'da masa başında yapılmış bir projeyi, Çeşme'yi bilmeyenlerin bu projeye dahil olması çok üzücü. İzmir'den hiçbir üniversite bu projeye dahil edilmiyor; ama başka illerden üniversiteler dahil ediliyor. Kendilerine yandaş arıyorlar, Ankara'daki toplantı da bunu gösteriyor' dedi.</p> <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>'Valiliğin 16 milyon lira borcu var'</strong></p> <p></p> <p>Ahmet Güler, 'Çeşme'deki 'Termal Su Şebekesi' 4 yıldır bozuk. Bu şebekenin tamir edilmesi için 10 milyon lira lazım. Çeşme'deki oteller, hop oturup hop kalkıyor, termal suların ne zaman kesileceği endişesi içindeler. Valiliğin ise termal su şirketine 16 milyon lira borcu var, onu dahi ödemedi. Şimdi siz 10 milyon lira verip Çeşme'nin en önemli termal suyunu bile düzenli ve sürekli bir şekilde temin edemezken; biz Çeşme'yi uçuracağız demek bize pek inandırıcı gelmedi. Bu gerçek turizm projesi değil' ifadelerini kullandı.</p> <p></p> <p><strong>'Helikopterle gelip arsaları bölüştüler'</strong></p> <p></p> <p>Ahmet Güler, ayrıca Suudi Arabistan'dan helikopterlerle gelip arsaları bölüştüklerini öne sürerek 'Bir önceki projede helikopterlerle Arabistan'dan gelenlerin 'Burası senin, şurası benim' hesaplarını yaptıklarını duyduk, biliyoruz. Çeşme'nin alt yapısı yok, bir tane arıtma tesisi yok. Yaklaşık 400 bin yeni rezidans yapmak demek, Yarımada'yı gerçekten kurban etmek demektir. Suyumuz yok, golf sahası yapacağız diyorlar. Bu proje ise biliminsanları tarafından hayal olarak görülüyor. 50 bin nüfusa sahip Çeşme'de; bu proje ile 100 bin istihdamı nasıl sağlayacaklar? Milletin ağzına bir parmak bal çalıp, bu arsaları satmak istiyorlar' dedi.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p></p> <p>Ayrıca Çeşme Yarımada Kültür Derneği Başkanı Ahmet Güler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve diğer çevrecilerle ortak proje üretmek istediklerini belirten bir teklifle gittiklerini ancak bu teklifin ise kabul edilmediğini söyledi.</p> <p></p> <p><strong>Çalışma grubu kuruldu</strong></p> <p></p> <p>Ahmet Güler, 22 avukattan oluşan bir komitenin hazır beklediğini belirterek 'Bu projenin yeniden raftan inmesi ve yürürlüğe girmesi halinde İzmir Barosu çatısı altında 22 avukatın yanı sıra Çevre örgütleri, TMMOB'un da dahil olduğu bir çalışma grubu kurduk. Bu projenin başlamasıyla hemen dava süreci başlatacağız' dedi.</p> <p><img alt='Maden Muhendisleri Odasi Izmir Sube Baskani Akdemir Sektordeki Tikaniklik Mermer 69E0Dd685E5E3' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/maden-muhendisleri-odasi-izmir-sube-baskani-akdemir-sektordeki-tikaniklik-mermer-69e0dd685e5e3.jpg' width='1280' /></p> <p><strong>'Tarım arazileri korunmalı'</strong></p> <p>TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İK) Sekreteri Aykut Akdemir, projenin hem bölge esnafını beslemediğine dikkati çekti hem de tarım arazilerinin korunması gerektiğine işaret etti. Bilirkişi raporunun da bu konuya dikkati çektiğini belirten Akdemir, Çeşme Projesi'ne karşı olduklarını belirtti.</p> <p><strong>'Vatana ihanettir'</strong></p> <p>AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy, projeye ilişkin sert konuşarak 'Buna rağmen projeye karşı çıkılması kesinlikle İzmir'in menfaatine değildir. Daha da ötesi önceki dönem Çeşme Belediye Başkanı'nın da ifade ettiği gibi bu projeye karşı çıkmak vatana ihanettir. Projeye karşı çıkanlar şunu iyi bilmeli. Bu projeyi savunan her bir fert en az karşı çıkanlar kadar çevre hassasiyetine sahiptir. Tarımsal alanların korunmasından yanadır' dedi.</p></p><div class='article-source py-3 small '> <span class='reporter-name'><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/06/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu.jpeg" type="image/jpeg" length="75902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'den 47 üniversite ilk 500'e giremedi!]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Üniversitesi Sıralamaları Merkezi'nin (CWUR) 2026 yılı raporlamasında eğitim kalitesi, mezun başarısı, akademik kadro ve araştırma performansı dikkate alındı. 21 bin üniversitenin katıldığı bu listeye Türkiye'den 47 üniversite katıldı ancak önceki yıllarda ilk 500'e giren üniversiteler, bu yıl ilk 1000'e geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/ Turgay Kılıç--</strong>Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi (CWUR) 2026 verileri açıklandı. Bu verilere 21 bin fazla üniversite katıldı. Araştırmaya konu olan üniversitelerin eğitim kalitesi, mezun başarısı, akademik kadro ve araştırma performansı gibi sonuçlar üzerine odaklanarak bir rapor hazırlandı. CWUR 2026 yılı raporuna Türkiye'den 47 üniversite katıldı. Üniversiteler arasında hem devlet hem de vakıf üniversiteleri de var.</p> <p></p> <p><strong>Harvard en iyisi seçildi</strong></p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p></p> <p>Bu sıralamalarda ilk 10'a giren üniversiteler arasında 'En iyi üniversiteler' sıralamasında tüm göstergelerden tam puan alan Harvard Üniversitesi, dünyanın en iyi üniversitesi seçildi.</p> <p>Her yıl hazırlanan bu raporun sonuçlarında Harvard'ı takip eden 2'nci sırada Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 3'üncü sırada Stanford Üniversitesi, 4'üncü sırada Cambridge, 5'inci sırada Oxford, 6'ncı sırada Princeton, 7'nci sırada Pensilvanya, 8'inci sırada Columbia, 9'uncu sırada Yale ve 10'uncu sırada Chicago üniversiteleri yer aldı.</p> <p>Bu üniversiteler her yıl ilk 5'i korumayı başardı, yerini kimseye kaptırmadı.</p> <p></p> <p><strong>Hacettepe 666. sırada</strong></p> <p></p> <p>CWUR 2026 araştırma raporuna Türkiye'den 47 üniversite katıldı. Yeni raporda en yüksek sıradaki üniversite, 666'ncı sıradaki Hacettepe Üniversitesi oldu.</p> <p>Bu sıralamada Hacettepe Üniversitesini takip eden İstanbul Üniversitesi 707., Ankara Üniversitesi 733., Orta Doğu Teknik Üniversitesi 736., Boğaziçi Üniversitesi 785., İstanbul Teknik Üniversitesi 813., Marmara Üniversitesi 939., Koç Üniversitesi 989., Ege Üniversitesi ise 1052. sıraya yerleşti.</p> <p><img alt='Ekran Resmi 2026 06 07 09.54.32' class='detail-photo img-fluid' height='526' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-07-095432.png' width='1064' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>2025' kadar ilk 500'deydiler</strong></p> <p></p> <p>Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi'nin 2025 yılı raporlarına göre; Türkiye'den 5 üniversite ilk 500'e girmişti. Bu üniversiteler arasında;</p> <p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi 336., İstanbul Teknik Üniversitesi 404., Koç Üniversitesi 431., Bilken Üniversitesi 502., Boğaziçi Üniversitesi 514. Geçen hafta hazırlanan CWUR 2026 raporuna göre ise bu sıralama ilk 1000'e geriledi.</p> <p></p> <p><strong>Eğitim hakkında demokratik katılım</strong></p> <p></p> <p>Ege Saati'ne konuşan Eğitim Sendikası Yüksek Öğrenim Birimi Sendikası Evrim Gülez, eğitim hakkının öğrencilerinin özgürce düşünebildiği, bilimsel üretimde herhangi bir baskıya maruz kalmadığı, akademik özgürlüğün ve demokratik katılımın güvence altında olduğu bir ortamın yaratılmasında oluştuğunun altını çizdi.</p> <p><img alt='Egitiim Yenigun' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/egitiim-yenigun.jpg' width='1280' /></p> <p>Ayrıca Evrim Gülez, Türkiye'de üniversitelerin 'uzun süre merkezi bir denetim anlayışıyla yönetildiğini' öne sürerek 'Rektörlerin tek merkezden atanması, üniversite bileşenlerinin iradesini büyük ölçüde devre dışı bırakıyor. Bu durum üniversite özerkliğini zayıflatıyor, akademik özgürlüğü baskı altına alıyor, liyakat yerine siyasal yakınlık tartışmalarını büyütüyor' dedi.</p> <p></p> <p><strong>Üniversitelerde şirket mantığı</strong></p> <p></p> <p>Ayrıca üniversitelerin başarı oranlarının yanı sıra kayyım atamaları ve üniversitelerin 'şirket mantığı' ve 'siyasi baskı' altında yönetildiğine dikkati çeken Eğitim Sendikası Yüksek Öğrenim Sekreteri Evrim Gülez, bu durumun öğrencilerinin eğitim hakkını da etkilediğine vurgu yaparak 'Oysa üniversiteler şirket mantığıyla ya da siyasal müdahalelerle yönetilecek kurumlar değildir. Üniversiteler özgür bilimin, eleştirel düşüncenin, demokratik katılımın ve toplumsal yararın esas alınması gereken kamusal kurumlardır. Bu nedenle kayyım ya da merkezi atama anlayışı, yalnızca üniversite yönetimini değil, öğrencilerin eğitim hakkını da doğrudan etkiler' şeklinde konuştu.</p> <p></p> <p><strong>'Kamulsa bilimsel eğitimde eşitlik'</strong></p> <p>Evrim Gülez, 'Bu nedenle bizim savunduğumuz şey çok nettir: Üniversiteler demokratik ve özerk yapılar haline gelmelidir. Rektörler üniversite bileşenlerinin iradesiyle belirlenmelidir. Öğrenciler, akademisyenler ve üniversite emekçileri karar süreçlerine katılmalıdır. Kamusal, bilimsel eğitim herkes için eşit, erişilebilir, parasız ve nitelikli hale getirilmelidir' diyerek çağrıda bulundu.</p> <p></p></p><div class='article-source py-3 small '> <span class='reporter-name'><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/06/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi.jpg" type="image/jpeg" length="37460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harmandalı'nda 'bilinmezlik' krizi: Heyelan riski var]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in en büyük 'kronik sorunu' haline gelen Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi, bir bilinmezliğe doğru giderken; karmaşa ve rant kavgasının ortasında kaldı. Bölge sakinleri ise bu karmaşada 'kötü koku' ve 'heyelan' riskiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/Turgay Kılıç--</strong>İzmir'in kanayan yarası 'Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi', tartışmaları da hâlâ gündemdeki sıcaklığını koruyor. Çiğli'deki bu çöp tesisi, yıllardır bölge sakinlerinin olmak üzere, siyasilerin de sık sık tepki gösterdiği bir tesis haline geldi. Ayrıca bilim insanları, 15 yıllık süreyle kurulan bu tesisin etrafında hiçbir konut ve yapılaşma yokken, bugün belediyenin verdiği 'imar yetkisi' ile yapılaşma ve konutlaşmanın önünün açıldığına tepki gösteriyor</p> <p>Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının verdiği son 31 Aralık 2025 tarihli süreyle katı atık alımı son buldu ve sadece sıvı atık alımının yapıldığı Harmandalı Çöp Tesisi'nden yayılan kokular, bölge sakinlerini rahatsız etmeye devam ediyor.</p> <p></p> <p><strong>'Planlamada rant gözetimi:'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p></p> <p>Ege Saati Gazetesine konuşan Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Emel Diril, İzmir çöplüğünün yönetiminde 'Partilerden bağımsız olarak bir plansızlığın olduğu ve halkı gözeterek işleyen bir yerel yönetimin değil; ranta dönük, patron ve şirketi zenginleştirmeye yönelik bir planlamanın olduğuna' vurgu yaptı.</p> <p><img alt='Emel Diril' class='detail-photo img-fluid' height='400' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/emel-diril.jpg' width='400' /></p> <p>Ayrıca yaklaşık 700 yurttaştan oluşan dilekçeli imzalar, belediye yetkililerine teslim edilmiş, sağlıklı bir bilgilendirme ise alınamamıştı.</p> <p>Emel Diril, bir planlamadan bahsedildiğini de söyledi. Bu planlama ise, uzun vadeli bir planlama olduğunu ancak bu planlamanın detayları, süreci ve çevre mühendisinin de ulaşıp inceleyemediği bir plandan bahsedildiğini söyledi.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p></p> <p><strong>Katı atık durdu, sıvı atık devam ediyor</strong></p> <p></p> <p>Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi, artık katı atıkları almıyor ancak sıvı atık alımını devam ettiriyor. Sıvı atıkların alınması ise bölge sakinlerini kokuyla rahatsız etmeye yetiyor. Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Diril, bayram öncesinde vidanjörün gelip bölgeden sıvı atıkları çekip aldıklarını öne sürerek 'Katı atık gelmiyordu, sıvı atık geliyordu. Bayram öncesinde bölgede vidanjörler çalışıyordu. Çevre mühendisi ve şehir plancısı arkadaşlarla konuştuğumuzda, alt kotlara sıvı atıkların döküldüğü yorumları gelmişti. Katı atık henüz dökülmüyor' dedi.</p> <p></p> <p><strong>Çöp nereye dökülecek?</strong></p> <p></p> <p>Çöplerin Harmandalı'na dökülmemesi iyi bir haber olsa da, biriken çöpler nerede toplanacak sorusu hâlâ cevapsız kalıyor. Emel Diril ise aynı kuşkuyla aynı soruyu soruyor, 'İzmir'in bölgedeki ilçelerdeki atık tesisleri mi kullanılacak? Burada bir bilinmezlik var. Meclis toplantılarında bir it dalaşından başka bir şey göremiyoruz. Bir süre tanınması, somut bir açıklamaya ihtiyaç var. Ancak ortada bir belirsizlik sürüyor. Şehirleşme sürüyor, bölge yapılaşması artıyor. Bilimsel çözüm lazım. Sorular çok; ama net cevap yok. Karmaşa var, planlama da yok' şeklinde ifade etti.</p> <p></p> <p><strong>Harmandalı çevresinde 'yapılaşma' izni</strong></p> <p></p> <p>Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Bilim Kurulu üyesi Erhan İçöz de Ege Saati Gazetesine konuştu. Erhan İçöz, bu çöplüğün giderek risk barındırdığının altını çizdi. 'Çok zaman kaybediliyor' diyen İçöz, 'Harmandalı ilk olarak 15 yıllığına kuruldu. Çevresi bomboştu. 'Düzenli Katı Atık Depolama Tesisi' olarak kullanılmak istendi. 15 yılı geçti aradan, burası kullanılmaya devam etti, 'vahşi depolama' oldu ve iş çığırından çıktı. Göz göre göre bu 'vahşi depolama'nın etrafına 'imar-konut izni verildi, binalar dikildi. Çöplük dururken siteler kuruldu. Şimdi de o site sakinleri feryat ediyor, oysaki buna hakları yok. Çöplüğün olduğunu bile bile geldiler sitelere yerleştiler' dedi.</p> <p><img alt='Erhan Içöz.jpg' class='detail-photo img-fluid' height='1280' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/erhan-icozjpg.webp' width='1920' /></p> <p><strong>Heyelan riski</strong></p> <p></p> <p>Erhan İçöz, bölgenin 'heyelan riski' barındırdığını da vurguladı. İçöz'ün bu vurgusu, bölgedeki tehlikeyi de gözler önüne seriyor: 'Bölge bir heyelan bölgesiyken, bu da raporlarla belirlenmişken, neden yapılaşma ruhsatı verilmiş? Belediye bu yapılaşmaya neden, nasıl izin veriyor? Burada bir heyelan olursa, bu sitelerin durumu ne olur? Canlılar ne yapar? Her şiddetli yağıştan sonra uykularım kaçıyor, acaba heyelan oldu mu diye.'</p> <p></p> <p><strong>'Çok boyutlu bir inceleme gerekiyor'</strong></p> <p></p> <p>Erhan içöz, ayrıca çözüm olarak şehir plancıları, inşaat mühendisleri, orman mühendislerinin katılacağı teknik heyet ile halk sağlığı uzmanlarının incelemede bulunacağı ve Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) katılacağı bir heyetin, çöp depolamaya uygun alanlarını incelemesini, planlamasını yaparak hareket edilmesi gerektiğini söyledi. İçöz, yerel yönetimleri de eleştirerek 'Belediye ne yapıyor, beğendiği yeri seçip 'yapalım' diyor ve biz çevreciler de 'Olmaz, burada su kaynaklarımız var' deyip tepki gösteriyoruz' dedi.</p> <p><img alt='Baskan Dutlulu Calismalari Meclis Toplantisinda Degerlendirdi 1.Jpeg' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/baskan-dutlulu-calismalari-meclis-toplantisinda-degerlendirdi-1jpeg.webp' width='1280' /></p> <p><strong>'Belediye 'tek çözüm' merci değildir'</strong></p> <p></p> <p>İçöz'ün bir diğer değerlendirmesi ise 'Bu sorunun belediyenin tek başına çözemeyeceği' oldu. 'Tek adamcılık, yukarıdan aşağıya çözmek yanlış diyoruz' diyerek, 'kalıcı çözümler için adım atılsın' ifadesine yer verdi.</p> <p></p> <p><strong>'Kendi çöpünüz kendiniz bertaraf edin'</strong></p> <p></p> <p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, yaptığı basın açıklamasında 'Şu anda tesis çok fazla çöp almaya başladı, bu bizim için bir sıkıntı. Bize söylenen, '6 aylık geçici bir sürede yapalım, sonra İzmir'de bu iş çözülecek'. Ancak bu uzun vadeli bir uygulamaya dönüşürse karşı çıkarız. Kendi çöpünüzü artık kendiniz bertaraf edin' demişti. Bu 6 aylık süre ise Ağustos'ta tamamlanıyor.</p> <p><img alt='Mahmut Atilla Kaya' class='detail-photo img-fluid' height='340' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/mahmut-atilla-kaya.jpg' width='630' /></p> <p><strong>'6 aydır yan gelip yatıyorlar'</strong></p> <p></p> <p>Bu tartışmalara bir de AKP İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya katıldı. Kaya, 'Çöp krizi kapıda' diyerek tartışmaya katıldı ve izmir Büyükşehir Belediyesini şu sözleriyle eleştiri yağmuruna tuttu:</p> <p></p> <p>'Bir ay içerisine İzmir'de çöp kriziyle yine karşı karşıya kalacağız. Ve bunun tek sebebi, bakanlığın tüm desteğine rağmen, 6 aydır Ağustos böceği gibi yan gelip yatan yerel yönetimler. İzmir'de yaz aylarında 6 bin tona yakın çöp üretiliyor. 6 ay önce bakanlık ve yerel yönetimler arasında bir uzlaşmaya gittiler ve bu uzlaşmada ise üç yer belirlendi; ama çözüm noktasında bir adım atılmadı. İzmir'in çöpleri, uzlaşma neticesinde Manisa'ya gitmeye başladı. Bu şehri çöp dağlarına mı mahkum edeceksiniz? İzmir'in yıllarını plansızlıkla, günü kurtarma siyasetiyle heba ettiniz. Ortaya çıkan tablo ise tam anlamıyla bir yönetim krizidir.'</p> <p><img alt='9688 814X458.Jpeg' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/9688-814x458jpeg.webp' width='1280' /></p> <p><strong>'Harmandalı tartışmaya kapalı'</strong></p> <p>Çiğli Belediyesi Haziran ayı olağan meclis oturumu ikinci birleşimi, Başkan Onur Emrah Yıldız öncülüğünde yapıldı. Oturumda AKP meclis üyeleri, Harmandalı konusunu gündeme getirince Başkan Yıldız, '22 tane çöp kamyonunu oraya koyarak çöpün yolunu kapatmıştım. Bir daha gereken bir şey olursa fazlasını yaparım. Harmandalı tartışmaya bile kapalı. Çiğli çöp ile ilgili İzmir'e misliyle borcunu ödedi. Ben değil kim olursa olsun burada oturan, çöp ile Çiğli'yi yan yana getirmeyecek. Sokaktan biri gelse o da aynı şeyleri söyler' ifadelerini kullandı.</p></p><div class='article-source py-3 small '> <span class='reporter-name'><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, İzmir</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/06/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var.webp" type="image/jpeg" length="55645"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ucuz ihalede gıda zehirlenmesi riski]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda zehirlenmesi artık ülkenin genel sorunu. Özellikle okullarda ve yurtlardaki 'gıda zehirlenmesi' vakıaları, ihalede yapılan anlaşmanın kaliteli ve sağlıklı gıdanın alım gücünün çok altında anlaşmaya varılmasından kaynaklandığı öne sürülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati Gazetesinden Turgay Kılıç'ın haberine göre;</strong> Sağlıklı ve kaliteli gıda tüketimi her yurttaşın hakkı olduğu gibi gıda mühendisleri ise 'kalite' ve 'kontrol' mekanizmalarına dahil edilmiyor. Gıda alanında ihtisas yapmış uzmanlar, denetimlerde yer almamasını, 'sağlıksız' gıda tüketiminin önünün açıldığına işaret ediyor. Türk Mühendis ve Mimarlar Odası (TMMOB) İzmir Şube Başkanı Ömer Ulaş Kırım ile TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uğur Toprak, 'gıda tüketiminde zehirlenme vakıalarına' ilişkin Ege Saati gazetesine konuştu.</p> <p><img alt='5Fb94F42 3407 48D5 A143 F8587Bf9A1Ec' class='detail-photo img-fluid' height='900' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/5fb94f42-3407-48d5-a143-f8587bf9a1ec.jpeg' width='1600' /></p> <p><strong>Yemekler ihale usulüne çıkıyor</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p></p> <p>Ömer Ulaş Kırım, okullardaki yemeklerin ihale usulüyle belirlendiğine işaret etti. İhalede yapılan tabldot anlaşması, ekonomik maliyetlerin artması, ulaşımda akaryakıt zammına harcanan giderin birkaç ay sonra sözleşmenin altında kalitesiz ürünün tabldota girdiğini belirtiyor.</p> <p>Kırım, 'KYK yurtlarının üniversitelerde kronik bağı yok. Orada verilecek yemekler de üniversitelerde ve kamuda olduğu gibi ihale usulüne çıkıyor. İhaleye alan firmalar, görevlerine başlıyor ve ihale süreci tamamlanana kadar yemek dağıtımı yapılıyor Sabah kahvaltı, öğle yemeği ve yurt kurumuna göre de akşam yemeği çıkar' dedi.</p> <p></p> <p><strong>'Tek firma birçok ilde ihale alabiliyor'</strong></p> <p></p> <p>Gıda Mühendisi Ömer Ulaş Kırım, menülerin içeriğinin karşılanıp karşılanmaması ve porsiyonlarının boyutuna dikkati çekti. Ayrıca Ege Üniversitesi ve 9 Eylül Üniversitesindeki 'gıda zehirlenmeleri'ne de işaret eden Kırım, 'Başlıca sebebi yemeklerin kalitesiyle ilgili ve bir diğeri ise zehirlenme vakılarlarının şüphesiyle alakalıydı. Buradaki mesleki sorunumuz ise ihale usulüne bakıyoruz, belirli başlı meslektaşlarımızın standartları sağlanmıyor. Ülkenin yine farklı yerinde kurulan hazır yemek firmaları, ülkenin birçok yerinde ihaleleri alabiliyorlar' ifadelerine yer verdi.</p> <p><img alt='70F147Fd 6F61 4F6B 97C4 Fca20Cb13E80' class='detail-photo img-fluid' height='900' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/70f147fd-6f61-4f6b-97c4-fca20cb13e80.jpeg' width='1350' /></p> <p><strong>'En düşük fiyat veren ihale almamalı'</strong></p> <p></p> <p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gıda Mühendisi İbrahim Uğur Toprak ise yapılması gerekenlerin başında, ihaleye çıkılmasında 'ihale şartnamesi'nin gözden geçirilerek, bir piyasa araştırmasının yapılmasını söyledi. Fizibilite çalışmasının yapılması halinde, en düşük fiyatı veren firmaya ihale verilmemesi gerektiğinin altını çizdi:</p> <p></p> <p>'Alt taban fiyat belirlenmeli ve bu fiyatı çok altında kalanla, üstüne çıkanların ihaleden elenmesi gerekiyor. İhaleyi kazanan firmalardan da 'gıda mühendisi' bulundurulması isteniyor. Çoğu zaman bu gözardı ediliyor. Gıda mühendisi sadece tarım ve orman bakanlığında istihdam edilmez. Gıda Mühendisi birçok firmayı da denetler. Esas nokta ise tarım ve orman bakanlığının dışında, gençlik ve spor bakanlığı, milli eğitim bakanlığı ve aile, sosyal hizmetler bakanlığı, maliye ve kültür bakanlıklarında da hıda mühendisi istihdam edilmelidir. Okul ve kamu kurumları yemek aldıkları esnada, gıda mühendisinin ise denetimden geçmesi gerekiyor. Eksikleri ve aksaklıkları da not ederek bildirmesi gerekiyor. Son dönemlerde gıda mühendislerinin buralarda olması pek az, yok denecek kadar az. Girdi maliyetleri sürekli artınca ihaledeki anlaşılan fiyatla maliyeti düşürmek zorunda kalıp farklı yolda gidilebileceğini söylemek mümkün.'</p> <p></p> <p><strong>'İhale kanunun değiştirilmesi lazım'</strong></p> <p></p> <p>Ayrıca Toprak, yemek firmalarıyla yapılacak anlaşmada 'ihale kanunun' değiştirilmesi yönünde bir çağrıda bulundu: '</p> <p>Öncelikle ihale kanunu değişmesi ve fizibilite yapılması lazım. Bir yemek firmasıyla bir yıllık ihaleye çıktığınızda, ülkenin ekonomik şartları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bir yıllık değil; 12. ayda ülkenin ekonomisine göre bir yeni fizibilite yapılmalı. En düşük fiyatı veren firma, birkaç ay sonra maliyetin artmasıyla 100 gramlık et miktarını azaltmaya götürür, alınan ham maddede sağlıksız şeyler çıkabiliyor veya kullanacağı domatesin daha yumuşak ve sağlıksız üründen kullanmak zorunda kalır. Bu da zehirlenmenin önünü açıyor' dedi.</p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p></p></p><div class='article-source py-3 small '> <span class='reporter-name'><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, İzmir</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/05/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski.jpeg" type="image/jpeg" length="46564"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli general Büyükışık Egesaati'ne konuştu: Operasyona yeni şüpheliler eklenecek]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/emekli-general-buyukisik-egesaatine-konustu-operasyona-yeni-supheliler-eklenecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/emekli-general-buyukisik-egesaatine-konustu-operasyona-yeni-supheliler-eklenecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oğlu Dorukhan Büyükışık'ın şüpheli ölümünün peşini bırakmayan emekli tümgeneral Ethem Büyükışık, somut delilleri mahkemeye sundu, operasyon başladı. Büyükışık, ayrıca 26 şüpheliye ek yeni şüphelilerin de alınabileceğini öne sürdü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın 26 yaşındaki oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mart 2018 tarihinde İzmir'de bir inşaat şantiyesinde ölü bulunması, ülke gündemine bomba gibi düşmüştü. Baba Ethem Büyükışık, bu şüpheli ölümü aydınlatmak için aradan geçen 8 yılda, bir adım dahi geri atmamıştı.</p> <p>Olayın ardından soruşturma başlatıldı, duruşmalar peş peşe gelmişti.</p> <p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ayrıca 10 Eylül 2025 tarihinde sanık astsubaylardan Ozan Karataş ve Osman Bilgi'nin, Jandarma Kriminal Laboratuvarı'nda 'gerçeğe aykırı bilirkişi raporu hazırlamak' ve 'gerçeğe aykırı tercümanlık yapmak'tan Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davanın yedincisi görülmüştü.</p> <p></p> <p>Savunmalarını yapan şüphelilere o gün 'beraat ararı' verilmişti. 2018 yılında öldürüldüğü iddiasıyla süren soruşturma, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasıyla yeni bir seyre ulaştı. Gürlek, açıklamasında dosyada ortaya çıkan yeni deliller, bilirkişi raporları, teknik incelemeler, HTS ve daraltılmış bazı kayıtları ile yeni bulgular ışığında 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini duyurdu.</p> <p></p> <p><strong>9 ilde eş zamanlı operasyon</strong></p> <p></p> <p>Soruşturmanın yeni seyrinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Dorukhan Büyükışık cinayeti' soruşturması kapsamında, 'kasten öldürme', 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme', 'yalan tanıklık suçları' kapsamında özel soruşturma ekibi tarafından dosya yeniden ele alındığını, yürütülen kapsamlı değerlendirme ve incelemeler neticesinde soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.</p> <p></p> <p><strong>Dönemin İlçe Emniyet Müdürü de dosyada</strong></p> <p></p> <p>Bu sayede İzmir merkezli 9 ilde operasyon düzenlendi, 26 şüpheli için gözaltı kararı verildi. Bu operasyonda ismi geçenler arasında dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü İ.Y. ile Büyükışık'ın ölü bulunduğu inşaatın sahibi M.M.T. de bulunuyor.</p> <p></p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p><strong>26 şüpheliden 13'ü emniyet mensubu</strong></p> <p></p> <p>Gözaltı kararı verilen 26 şüpheliden 13'ünün emniyet mensubu olduğu belirtildi.</p> <p></p> <p><img alt='Dorukhan Büyükışık2 603570' class='detail-photo img-fluid' height='1200' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/dorukhan-buyukisik2-603570.jpg' width='1802' /></p> <p><strong>'Operasyon, somut kanıtlarımız üzerinden yürüyor'</strong></p> <p></p> <p>Egesaati gazetesine konuşan Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık, bu operasyonun somut kanıtlar üzerinden yürütüldüğünü beyan ederek 'Bu operasyonla süreç daha da aydınlığa kavuşacaktır. Şu anda somut kanıtlarımızı verdik. Bu operasyon ise kanıtlarımız üzerinden yürüyor. Delil karartma suçu tamamen ortaya çıktı. Şüphelilerin bugün tutuklanacaklarını ve kısa sürede ise iddianamenin hazırlanacağını umuyoruz. Süreç bundan sonra daha hızlı ilerleyecek. Ayrıca bu operasyona ilave gözaltına alınacak başka sanıklar da olacak' dedi.</p></p><div class='article-source py-3 small '> <span class='reporter-name'><strong>Muhabir: </strong>HABER MERKEZİ</span> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, İzmir</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/emekli-general-buyukisik-egesaatine-konustu-operasyona-yeni-supheliler-eklenecek</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/05/emekli-general-buyukisik-egesaatine-konustu-operasyona-yeni-supheliler-eklenecek.webp" type="image/jpeg" length="99129"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan yapay yağışa bilimsel itiraz]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de gündeme gelen 'yağmur bombası' ve bulut tohumlama projelerine uzmanlardan bilimsel itiraz geldi; kalıcı çözümün baraj altyapısı, kayıp-kaçakla mücadele ve arıtılmış suyun değerlendirilmesi olduğu vurgulandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm gökte değil barajda ve arıtmada</strong></p> <p>İzmir'de son günlerde yeniden gündeme gelen 'yağmur bombası' ve bulut tohumlama tartışmaları, iki bilim insanının dikkat çeken değerlendirmeleri ve İZSU'nun açıkladığı su verileriyle birlikte ele alınıyor. İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar ile Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yapay yağış uygulamalarının bilimsel olarak kanıtlanabilir bir etkiye sahip olmadığı ve İzmir'in meteorolojik koşullarının bu yöntemlere uygun olmadığı görüşünde birleşiyor.</p> <p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p> <p>Uzmanlara göre, İzmir için kalıcı ve sürdürülebilir çözüm; yeraltı ve yüzey su kaynaklarının bilimsel yöntemlerle planlanması, baraj altyapılarının güçlendirilmesi, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve arıtılmış suların tarıma kazandırılması.</p> <p><img alt='7Cef3259 67Da 473D Bffb F2F8711A849D' class='detail-photo img-fluid' height='771' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/7cef3259-67da-473d-bffb-f2f8711a849d.jpg' width='1600' /></p> <p><strong>'Bilimsel dayanağı yok'</strong></p> <p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, yağmur bombası olarak bilinen yöntemlerin kökeninin 1946 yılında ABD'de başlatılan çalışmalara dayandığını, ancak bugün birçok eyalette bu uygulamaların yasaklandığını ifade etti. Yaşar, <em>'Yağmurun zaten yağacak olması gerekir. Siz sadece mevcut bir bulutun içine bir madde atarak en fazla çok sınırlı bir etki yaratabilirsiniz. Yüzde 25 gibi oranlar bilimsel literatürde karşılığı olmayan iddialardır'</em> dedi.</p> <p>Yaşar'a göre İzmir'in su yönetiminde iki önemli avantajı bulunuyor. Bunlardan ilki, 1996 sonrası devreye alınan ve yaklaşık 300 milyon metreküp kapasiteli olan Tahtalı Barajı. İkincisi ise 2002 yılında faaliyete geçen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi. Yaşar, kentte arıtılan suların önemli bir bölümünün günde yaklaşık 500 bin metreküp düzeyinde geri kazanıldığını belirterek, bu kaynağın bilimsel planlama ile tarımsal sulamaya yönlendirilmesi halinde İzmir'in uzun yıllar su sorunu yaşamayacağını savundu.</p> <p><img alt='Deff02Fe B451 4C61 9111 0Ce52939567C' class='detail-photo img-fluid' height='762' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/deff02fe-b451-4c61-9111-0ce52939567c.jpg' width='762' /></p><div id='ad_121' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <div id='ad_121_mobile' data-channel='121' data-advert='temedya' data-rotation='120' class='mb-3 text-center'></div> <p><strong>'Zorunlu çözüm'</strong></p> <p>Deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesi fikrine tamamen karşı olmadığını, ancak bunun İzmir için şu aşamada zorunlu bir çözüm olmadığını ifade eden Yaşar, bu yöntemin ancak büyük doğal afetler ya da uzun süreli küresel iklim felaketleri gibi olağanüstü durumlarda gündeme gelmesi gerektiğini dile getirdi.</p> <p>Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzmir'de Tahtalı Barajı havzasında planlanan bulut tohumlama (yapay yağış) projesine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmeye dikkat çekti. Kadıoğlu, İzmir'in yaz aylarındaki atmosferik koşullarının bu yönteme fiziksel olarak uygun olmadığını belirterek, uygulamanın hem bilimsel hem çevresel hem de ekonomik açıdan 'sorunlu' olduğunu savundu. </p> <p><img alt='6D58Eb4A B4Cd 4Bae 9Bfa C90B66530823' class='detail-photo img-fluid' height='948' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/6d58eb4a-b4cd-4bae-9bfa-c90b66530823.jpg' width='742' /></p> <p><strong>Rakamlarla su tasarrufu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) tarafından yapılan açıklamada, kentte mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla günlük içme suyu ihtiyacının yüzde 28'inin yeni bir kaynak yaratılmadan karşılandığı bildirildi. Kent merkezinde yürütülen altyapı yenileme, kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda kayıp-kaçak oranının yüzde 27,17'den yüzde 24,80'e düşürüldüğü belirtildi. Bu iyileşme sayesinde yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde tutulduğu kaydedildi. Son 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlanırken, yenilenen kuyularla sisteme saniyede yaklaşık 1.400 litre ek su kazandırıldığı açıklandı. Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar toplam 7,8 milyon metreküp ilave suyun sisteme dahil edildiği ifade edildi.</p> <p></p></p><div class='article-source py-3 small '> </div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2026/01/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz.png" type="image/jpeg" length="82109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güler: Gençliği kaybetme riski ile karşı karşıyayız]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğrencilerin üniversite kaydını sildirme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirten TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, 'Mezun olacağım da ne olacak, düşüncesi üniversitelerde çok yaygın' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRKİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU (TÜKD) GENEL BAŞKANI UYARDI:</strong></p> <p>TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, ekonomik sıkıntılar nedeniyle üniversite eğitiminden kopuşun kritik düzeye ulaştığını ve en büyük bedeli kız öğrencilerin ödediğini açıkladı.</p> <p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TÜKD) Genel Başkanı Meral Güler, gazetemize yaptığı çarpıcı açıklamalarda Türkiye'deki üniversite öğrencilerinin yaşadığı ekonomik kriz, geleceksizlik kaygısı ve istihdam sorunlarını tüm yönleriyle değerlendirdi. Güler'e göre tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor ve eğitim hakkı özellikle dar gelirli ailelerin çocukları için neredeyse erişilmez bir hale geliyor.</p> <p><img alt='Db2Ec250 00B8 4174 B7B3 64937Eca50Dc' class='detail-photo img-fluid' height='1512' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/db2ec250-00b8-4174-b7b3-64937eca50dc.jpg' width='1134' /></p> <p><em>'Bu tablo, ülkemizde üniversite öğreniminin giderek yenilenemez ve sürdürülemez hale geldiğini göstermektedir' </em>diyen Güler, barınma ve beslenme sorunlarının öğrencilerin eğitim motivasyonunu kırdığını ve onları hayatta kalma mücadelesine ittiğini vurguladı.</p> <p><strong>'Taşınmaz bir yük'</strong></p> <p>Güler, Türkiye'de başka bir şehirde üniversite okumanın alt ve orta gelir düzeyindeki aileler için 'taşınamaz bir yük' haline geldiğini belirterek şunları söyledi:<em> 'Barınma ve beslenme sorunu artık en temel engel. Öğrenciler eğitim giderlerini düşünmeden önce nasıl barınacaklarını, nasıl besleneceklerini çözmeye çalışıyor. Pek çok öğrenci en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda.'</em></p> <p>TÜİK ve OECD verilerinin durumun vahametini ortaya koyduğunu belirten Güler, öğrencilerin büyük bölümünün barınma, ulaşım ve yemek masraflarını karşılayabilmek için yarı zamanlı işlerde çalıştığını aktardı. Ancak bu çalışma zorunluluğu, öğrencileri derslerinden koparıyor ve mezuniyet oranlarını düşürüyor.</p> <p>Güler, öğrencilerin üniversite kaydı silme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirterek<em>, 'Mezun olduklarında eğitimlerinin karşılığı bir iş bulamayan gençler, KPSS gibi sınavlarda başarı gösterseler bile mülakatlarda eleniyor. Böylece milyonlara varan diplomalı ama istihdama katılamayan bir atıl kitle oluşuyor. 'Mezun olacağım da ne olacak?' düşüncesi üniversitelerde çok yaygın' </em>dedi.</p> <p><img alt='80B188A8 1Ef3 47Cc 86Df 758E5E5Bd61F' class='detail-photo img-fluid' height='879' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/80b188a8-1ef3-47cc-86df-758e5e5bd61f.jpg' width='1600' /></p> <p>Bu durumun gençlerde hem umutsuzluk, hem de göç etme eğilimini artırdığına dikkat çeken Güler, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramaya yönlendirildiğini ifade etti.</p> <p>Güler'e göre bugün dar ve orta gelirli aileler için çocuklarını başka bir şehirde okutmak büyük bir ekonomik yük haline geldi. KYK yurtlarının kapasite yetersizliği nedeniyle birçok öğrencinin açıkta kaldığını belirten Güler, <em>'Yeterli KYK yurdu olmadığı için gençler yüksek ev kiralarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle birçok öğrenci kayıt yaptıramıyor ya da 'giderlerimi karşılayamam' korkusuyla başka şehre gidemiyor'</em> diye konuştu.</p> <p>Güler, barınma sorununun çözülmesi için KYK yurtlarının ve gençlik merkezlerinin hızla artırılması gerektiğini vurguladı.</p> <p><img alt='D9B39Fb4 0A40 4822 87A6 4679Dfdf6112' class='detail-photo img-fluid' height='1066' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/d9b39fb4-0a40-4822-87a6-4679dfdf6112.jpg' width='1600' /></p> <p><strong>'Ücretsiz yemek sorunu'</strong></p> <p>TÜKD Genel Başkanı, öğrencilerin temel beslenme ihtiyaçlarının da devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güler şöyle devam etti:</p> <p><em>'Üniversitelerde en az bir öğün ücretsiz ya da çok düşük ücretli yemek sunulmalıdır. KYK yurtlarında kalan öğrencilerin de kaliteli ve uygun fiyatlı gıdaya erişimi sağlanmalıdır.'</em></p> <p><br /> <strong>'Kadın öğrenciler en büyük kaybeden'</strong></p> <p>Meral Güler'in en kritik uyarılarından biri ise kadın öğrencilerin yaşadığı dezavantajın derinleşmesi oldu. Güler, <em>'Tüm bu olumsuz tablodan kadın öğrenciler daha çok etkilenmektedir. Ekonomik yetersizlik olduğunda eğitimden ilk vazgeçilen kız çocuğu olmaktadır'' dedi. Kadınların özellikle erkek egemen alanlarda mühendislik, bilişim, inşaat, savunma sanayii gibi sektörlerde zaten düşük olan temsiliyetinin daha da gerilediğini belirten Güler, bu durumu 'toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesi'</em> olarak tanımladı.</p> <p><strong>Le Monde'un raporu: Beklemede olmanın tükenmişliği</strong></p> <p>Güler, Fransa'nın saygın gazetesi Le Monde'da yer alan endişe verici değerlendirmeye de dikkat çekti. Haberde, Türkiye'de 18-24 yaş grubundaki gençlerin üçte birinin 'NEET', yani ne eğitimde ne de istihdamda olduğunun altı çiziliyor. Bu gençlerin ruh halinin ise 'beklemede olmanın tükenmişliği' olarak tanımlandığını aktaran Güler, bu durumun gençleri hem psikolojik hem ekonomik olarak yıprattığını ifade etti.<br /> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/12/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz.jpg" type="image/jpeg" length="53051"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Tarikata var eğitime yok']]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/tarikata-var-egitime-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/tarikata-var-egitime-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim-Sen'den 2026 bütçesine sert tepki.Yarın TBMM önünde eylem var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının 2002'deki yüzde 17'lerden bugün yüzde 8'e gerilediğini vurgulayan Eğitim-Sen Genel Başkanı, <em>'Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor'</em> dedi</p> <p>ÖZEL HABER- MÜRVET KUBAY</p> <p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), hükümetin açıkladığı 2026 eğitim bütçesinin 'en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak' olduğunu belirterek sert tepki gösterdi. Sendika, yarın TBMM önünde kapsamlı bir protesto gerçekleştirecek.</p> <p>Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak yaptığı açıklamada, 2 trilyon 896 milyar TL'lik eğitim bütçesinin kâğıt üzerinde büyümüş görünse de, yüksek enflasyon ve yanlış kaynak dağılımı nedeniyle reel bir iyileşme sunmadığını ifade ederek,<em> 'Bu bütçe, öğrencinin bir öğün sağlıklı yemeğini dahi güvence altına almıyor. Eğitim emekçisinin geçinememe krizine ise zerre çözüm üretmiyor'</em> dedi.</p> <p><strong>Yüzde 17'den 8'e</strong></p> <p>Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının AKP'nin iktidara geldiği 2002'deki yüzde 17'lerden bugün yüzde 8'e gerilediğini vurguladı. Buna karşın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü'nün bütçesinin 2020'deki 10.1 milyar TL'den 2026'da 90 milyar TL'nin üzerine çıkmasının beklendiğini aktardı. Irmak,<em> 'Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor' </em>ifadelerini kullandı.</p> <p>Deprem bölgesinde eğitimin hâlâ olağanüstü koşullarda sürdüğünü belirten Irmak, hükümetin bu bölgeye yönelik özel ve güçlendirilmiş bir bütçe ayırmadığını ifade eden Irmak<em>'Deprem bölgesindeki çocuklar unutuldu. Özel bir eğitim programı bile hazırlanmamış durumda.'</em>dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><img alt='Cbc76Fe2 3445 495E Ac73 979E8C70Ab5D-1' class='detail-photo img-fluid' height='1074' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cbc76fe2-3445-495e-ac73-979e8c70ab5d-1.jpg' width='1551' /></p> <p>Eğitim emekçilerinin yıllardır enflasyon karşısında eriyen ücretlerle yaşamaya mecbur edildiğini, vergi dilimleri nedeniyle yıl içinde net maaşın daha da düştüğünü vurgulayan Irmak,<em> 'Ek gösterge, ek ders, sosyal yardımlar: Hiçbir alanda iyileştirme gündeme alınmış değil' dedi. Irmak, sendikanın önceliklerini ise 'Kamusal, laik ve bilimsel eğitim'</em> olarak sıraladı.</p> <p><strong>TBMM önünde eylem</strong><br /> <br /> <em>'Bu daha başlangıç' diyen Irmak, 21 Kasım'da yapılacak eylemin yalnızca ilk adım olduğunu belirterek, şöyle devam etti: 'Bu bütçeyi kabul etmiyoruz. Gerekirse iş bırakma dahil tüm demokratik haklarımızı kullanacağız.'</em><br /> Sendika, bütçe görüşmeleri süresince protestoları sürdüreceklerini, Ocak ayının ilk haftasına kadar kademeli bir eylem planı yürüteceklerini açıkladı. </p> <p><strong>Eğitim-Sen'in talepleri</strong></p> <p>Eğitim ve bilim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,</p> <p>Vergi dilimlerinin adil düzenlenmesi,</p> <p>Ek ders ve ek ödemelerin temel ücrete dahil edilmesi,</p> <p>Öğrencilere bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek ve temiz su,</p> <p>Deprem bölgesine özel bütçe,</p> <p>Tarikat ve vakıf protokollerinin iptali,</p> <p>MEB bütçesinin milli gelire oranının iki kat artırılması,</p> <p>Özel okullara aktarılan teşviklerin durdurulması,</p> <p>Tüm eğitim emekçilerinin kadrolu ve güvenceli istihdamı.<br /> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/tarikata-var-egitime-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/11/tarikata-var-egitime-yok.jpg" type="image/jpeg" length="73581"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yemeğinizi ısıtıp,ısıtıp yemeyin!']]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, sokak lezzetlerinde denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çekerek 'Eğitim ve denetimler etkin yapılmalı'' dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>'MİDYE, KOKOREÇ, TAVUK: DENETİMSİZ SOKAK LEZZETLERİ HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR'</strong></p> <p>Kağıt üzerinde denetim ölüme davetiye çıkarıyor</p> <p>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</p> <p>Son dönemde artan zehirlenme vakaları midye, kokoreç, kumpir ve tavuk gibi sokak lezzetlerini yeniden tartışmaya açtı. Türkiye Mimar ve Mühendis Odalar Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası, hijyen eksikliği, denetimsizlik ve sıcaklık kontrolündeki bozulmaların halk sağlığını ciddi riske attığını belirtti.</p> <p>Son haftalarda Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarındaki artış, sokakta en çok tüketilen midye, kokoreç, kumpir, tavuk ve türevi gibi ürünlerin güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, bu ürünlerin 'yüksek riskli gıdalar' kategorisine girmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.</p> <p><strong>'Hijyen uygun değil'</strong></p> <p>İ. Uğur Toprak, sokak satıcılarının büyük çoğunluğunda uygun hijyen ve sıcaklık kontrolü altyapısı olmadığını belirterek riskin temel nedenlerini tek tek anlattı. Toprak,<em> 'Sıcak hava, uygun olmayan saklama koşulları ve kırılan sıcak-soğuk zincir gıda zehirlenmesi riskini artırıyor. Mayonezli veya süt bazlı ürünlerin yanlış saklanması ciddi sonuçlar doğurabilir'</em> dedi. Toprak'a göre tüketicinin sokaktan aldığı yiyecekleri uzun süre açıkta bekletmeden tüketmesi, gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Kamuoyunda sıkça tartışılan <em>'sokak midyelerinin büyük kısmı merdivenaltında üretiliyor'</em> iddiasına ilişkin ise net veri bulunmadığını söyleyen Toprak, denetim süreçlerindeki açığı şu sözlerle ifade etti: <em>'Veriye ulaşamadığımız için oran vermek mümkün değil. Denetimler genellikle kayıtlı işletmelere yapılıyor fakat denetim sırasında kayıtdışı üretim yerlerine rastlanabiliyor.'</em></p> <p><img alt='5394D7F4 3084 4D45 8220 7456Fb801E81' class='detail-photo img-fluid' height='1066' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/5394d7f4-3084-4d45-8220-7456fb801e81.jpg' width='1600' /></p> <p><strong>'Bakanlık aktif rol almalı'</strong></p> <p>Denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çeken Toprak,<em> 'Gıda mühendisi ve denetçi sayısının yetersizliği denetim krizini büyütüyor. Yerel yönetimler ve Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda aktif rol almalı. Eğitim ve denetimlerin etkin yapılması, tüketicilerin güvenli gıdaya erişimi için zorunlu'</em> diye konuştu.</p> <p>Tavuk, midye ve kumpir gibi çabuk bozulan ürünler için özel ruhsat alınması gerektiğini hatırlatan Toprak, uygulamanın kağıt üzerinde kaldığını öne sürdü. Toprak; işletmelerin yanı sıra seyyar satıcıların da kayıt ya da onay belgesi almak zorunda olduklarını söyledi.</p> <p>Sokak tezgâhlarında yeniden ısıtılan tavuk iddialarını doğrulayan Toprak, yalnızca sokakta değil, ruhsatlı bazı işletmelerde de benzer manzaralarla karşılaşıldığını belirtti. Toprak,<em> 'Kesilen tavuk dönerler bekletiliyor, soğuduktan sonra ızgarada tekrar ısıtılıyor. En büyük tehlike burada. Bakteriler için en elverişli ortam oluşuyor. Bu da ölümcül sonuçlara yol açabiliyor'</em> dedi.</p> <p><strong>Koordinasyon eksikliği</strong></p> <p>Denetim yetkisi tartışmalarına da açıklık getiren Toprak, esas sorunun koordinasyon eksikliği olduğunu ifade etti. Toprak, <em>'Tarım ve Orman Bakanlığı tek yetkili kurum. Belediye ruhsat verir. Sağlık Bakanlığı su konusunda yetkilidir. Bu kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği gıda güvenliğini olumsuz etkiliyor. Mevcut yasalar iyi; ancak merdivenaltı üretim ve izinsiz seyyar satışlar engellenmeli, denetimler etkinleştirilmeli. Zehirlenme belirtisi ortaya çıktığında derhal bir hekime başvurulmalı. 'Geçer' diye beklemek ciddi sonuçlar doğurabilir' </em>dedi.</p> <p><strong>Isıtılınca zehir saçan gıdalar</strong></p> <p>• Tavuk Döner / Izgara Tavuk<br /> • Midye Dolma / Sokak Midyesi<br /> • Kumpir - Mayonezli, Sütlü Soslu Ürünler<br /> • Kokoreç - Önceden Pişirilip Bekletilen Ürünler<br /> • Pilav / Makarna (Bacilluscereus riski)<br /> • Etli, Sulu Yemekler (Tencere Yemekleri)<br /> • Deniz Ürünleri (Kalamar, Karides, Balık Kızartmaları)<br /> • Yöresel Pazar ve Festival Çadırlarındaki Etli Ürünler<br /> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/11/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin.jpg" type="image/jpeg" length="86491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlk Türk Kadın Başkan: 'Görevi Atatürk'ü anarak aldım ']]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/ilk-turk-kadin-baskan-gorevi-ataturku-anarak-aldim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/ilk-turk-kadin-baskan-gorevi-ataturku-anarak-aldim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği'ne (UWE) oybirliğiyle başkan seçilen Dr. Başak Ovacık, 22 ülkeyi kapsayan yapının ilk Türk kadın başkanı oldu. 'Bu başarı sadece benim değil, Atatürk'ün çağdaş vizyonuyla yetişmiş tüm Türk kadınlarının' diyen Ovacık, gençlerin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm ve yeni dönemin önceliklerini olarak açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dr. Ovacık Ata'nın çağdaş kadınları adına Avrupa'ya lider oldu</strong></p> <p><strong>İlk Türk Kadın Başkan: Görevi Atatürk'ü anarak aldım</strong></p> <p>Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği'nde (UWE) 39 delegenin oybirliğiyle başkan seçilen Türk akademisyen Dr. Başak Ovacık, Napoli'de geçen seçim sürecinden gelecek dönem hedeflerine; Türkiye'nin uluslararası görünürlüğünden genç kadınlara verdiği mesaja kadar birçok konuda gazetemize konuştu.</p> <p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p> <p>Dr. Başak Ovacık'ın uluslararası bir derneğin başına uzanan yolculuğu aslında çok daha erken başladı. Sivil topluma duyduğu farkındalık, sorumluluk ve aidiyet duygusunu, yıllarca Antalya'da şubesi kurucu üyelerinden olan annesi Ayşegül Yılmaz'dan devraldı. Küçük yaşlardan itibaren STK toplantılarının, dayanışma kültürünün ve kadın direncinin içinde büyüyen Ovacık,<em> 'Annemden öğrendiğim bilinci hem mesleğime hem kızıma taşıdım'</em> diyerek bugün ulaştığı noktayı bir aile mirası olarak görüyor.</p> <p>Bu güçlü mirasın üzerine kendi akademik birikimini de ekleyen Dr. Ovacık, Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği'nin 2025-2028 dönemi başkanlığına seçilerek tarihe geçti. UWE'nin 22 ülkeyi kapsayan geniş yapısında ilk kez bir Türk kadın, üstelik oybirliğiyle, başkanlık görevine geldi.</p> <p><img alt='Cf4A2A11 4118 4A7E 9615 7B0296E0A2Ee' class='detail-photo img-fluid' height='1200' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cf4a2a11-4118-4a7e-9615-7b0296e0a2ee.jpg' width='1600' /></p> <p><br /> <strong>Atatürk'ü anarak aldım</strong></p> <p>Başkanlık seçimi Ovacık için yalnızca kişisel bir başarı değildi. <em>'İlk Türk başkan oldum. Bu görevi Atatürk'ü anarak aldım. Çünkü temsil ettiğim şey sadece kendim değilim; ülkemin çağdaş kadınları'</em> sözleriyle duygularını ifade etti.</p> <p>Napoli'de gerçekleşen seçimde 14 ülkeden 39 delegenin tamamının oyunu aldı. Türkiye'nin UWE içindeki bilinirliği, Ovacık'ın daha önce Dünya Federasyonu'ndaki başkan yardımcılığı görevleriyle güçlenmişti.</p> <p>UWE, her yıl genel kurulda yöneticilerini belirliyor. Bu yıl toplantıya 14 ülke katıldı. Ovacık, <em>'39 delegenin 39'unun oyunu aldım. Bu, akademik ve sivil toplum tecrübemin somut bir güvene dönüştüğünü gösteriyor. Bu bir Türkiye başarısıdır' </em>dedi. Üye sayısının ülkelere göre delegasyon belirlediğini hatırlatan Ovacık, Türkiye'nin 510 üyeyle dört delegeye sahip olduğunu söyledi.</p> <p><br /> <strong>Gençler, dijital dönüşüm ve kapsayıcılık</strong></p> <p>Ovacık'ın projeleri yalnızca yönetimsel çalışmalarla sınırlı değil. Başkan olarak önceliklerinden biri genç üyelerin güçlendirilmesi. <em>'Dernekler genç üyelerle büyür. 40 yaş altını 'genç üye' olarak tanımlıyoruz. Avrupa'daki tüm gençleri bir WhatsApp ağında buluşturmak ve onları geleceğin yöneticileri olarak yetiştirmek istiyorum'</em> diye konuştu.</p> <p>Aynı zamanda yapay zeka alanında çalışan bir akademisyen olan Ovacık, UWE'yi dijital dönüşüme hazırlamak istiyor<em>: 'Yapay zeka ve toplumsal cinsiyet üzerine bir makalem yayınlandı. Derneği dijital çağa entegre etmek istiyorum. Bu süreci kaçırırsak geride kalırız.'</em></p> <p>Ovacık'ın diğer önceliği örgütün kapsayıcılığını artırmak. Henüz üye olmayan Bulgaristan ve Azerbaycan gibi ülkeleri UWE'ye kazandırmak için çalışacağını belirterek,<em> 'Örgüt büyüdükçe sesimiz de güçleniyor'</em> dedi.</p> <p><img alt='55Ae8F10 6340 4Ffd 8D72 5331F81E0426' class='detail-photo img-fluid' height='1458' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/55ae8f10-6340-4ffd-8d72-5331f81e0426.jpg' width='712' /></p> <p><br /> <strong>İlk proje 25 Kasım'da</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Yeni dönemin ilk somut adımı ise çok yakın. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için Finlandiya, İspanya ve Türkiye'den üç konuşmacının yer aldığı uluslararası bir webinar hazırlıyor. <em>'25 Kasım-10 Aralık arasındaki Turuncu Günler sürecinde farkındalık çalışmalarını artıracağız'</em> diye konuştu.</p> <p>Ayrıca kurucu başkanı olduğu TÜKD İstanbul Şubesi'nin burs mekanizmasına dikkat çekerek,<em> 'Üniversiteye başlayan genç kadınlara yalnızca maddi destek vermiyoruz. Boğaz turlarından tiyatroya, mentorluktan staja kadar dört yıl boyunca yanlarında oluyoruz. Mezun olduklarında da üyemiz oluyorlar'</em> dedi. TÜKD'nin bugün 30 şubesi bulunuyor; en yenisi Hatay.</p> <p><br /> <strong>Türkiye'yi yakından takip ediyorlar</strong></p> <p>Türkiye'nin UWE içindeki konumu güçlü. Ovacık, Avrupa'daki kadın örgütlerinin Türkiye'ye bakışını şöyle özetledi:<em> '2013'te İstanbul'da dünya konferansına, 2023'te ise Avrupa toplantısına İzmir'de ev sahipliği yaptık. Bizi tanıyorlar, takip ediyorlar. İstanbul Sözleşmesi'nin önemini biliyorlar ve yeniden imzalanması için kendi hükümetlerinde lobi yapanlar var.'</em></p> <p><br /> <strong>Genç kadınlara mesaj</strong></p> <p>Uluslararası alanda söz sahibi olmak isteyen genç kadınlara çağrısı net: <em>'Networklerini geliştirsinler, yabancı arkadaşlar edinsinler. Atatürk'ün Türkiye'sinin gerçek hikâyesini anlatsınlar. Türkiye'nin 1934'te seçme-seçilme hakkını Fransa ve İsviçre'den önce verdiğini bilmek onları çok etkiliyor. Bizim genç üyeler grubumuz var. Onları bu pozisyonlara hazırlamak istiyorum. Benden sonra gelecek Türk kadınlarına güçlü bir yol açmak benim görevim.'</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/ilk-turk-kadin-baskan-gorevi-ataturku-anarak-aldim</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/11/ilk-turk-kadin-baskan-gorevi-ataturku-anarak-aldim.jpg" type="image/jpeg" length="19932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağcıoğlu'dan 'milli güvenlik' uyarısı geldi]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Saati'nin 'Mavi Vatan Yunan'a emanet' manşetini değerlendiren CHP'li Yankı Bağcıoğlu, 'Yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır'' ifadelerini kullandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Saati'nin 5 Kasım 2025 tarihli 'Mavi Vatan Yunan'a emanet' manşeti gündem yarattı. Avrupa Birliği destekli kıyı izleme projesi, stratejik verilerin yabancı firmalara açılması nedeniyle güvenlik riski tartışmasını alevlendirdi. </p> <p>ÖZEL HABER-Mürvet KUBAY</p> <p>Manşetimizi değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekerek, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının<em> 'uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini'</em> vurguladı. Bağcıoğlu, '<em>Bilgi en güçlü silah; denetim mekanizmaları devrede olmalı'</em> dedi.</p> <p><br /> Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yürütücüsü olduğu 'Türkiye'deki Göller, Sulak Alanlar, Kıyı Bölgeleri ve Nehirler Üzerinde İklim Değişikliğinin Değerlendirilmesi' projesi, Yunanistan merkezli PLANET S.A. şirketinin yer aldığı konsorsiyuma ihale edildi.<br /> Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje, Türkiye kıyılarında hidrografik, oşinografik ve coğrafi verilerin toplanmasını kapsıyor. 36 ay sürecek çalışma, 2 milyon 725 bin euro bütçeyle yürütülecek.</p> <p><img alt='C54792B0 Bb2E 49E1 B5E7 157Fa7F93322' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/c54792b0-bb2e-49e1-b5e7-157fa7f93322.jpeg' width='1280' /></p> <p><strong>Veriler stratejik</strong></p> <p>Proje kapsamında Türkiye'nin kıyı limanları, gölleri, sulak alanları ve nehirleri için ayrıntılı haritalar hazırlanacak. Elde edilecek veriler arasında dalga yüksekliği, kıyı erozyonu, taşkın riski, su akışı ve deniz seviyesi yükselmesi gibi bilgiler bulunuyor. Uzmanlara göre bu veriler sadece çevresel analizler için değil, aynı zamanda kıyı savunması ve afet yönetimi açısından stratejik nitelikte.</p> <p><strong>'Bilgi en güçlü silahtır'</strong></p> <p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekti. Bağcıoğlu,<em> 'AB'nin finanse ettiği ve Yunanistan ortaklı bir konsorsiyum tarafından yürütülen projenin bilimsel açıdan katkıları olsa da, aynı zamanda içerdiği hidrografik, oşinografik ve coğrafi veriler itibarıyla stratejik bilgi toplama niteliği de taşımaktadır.</em></p> <p><em>Bu tür veriler, kıyı savunması, askeri değerlendirmeler ve altyapı planlamaları açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde bilgi, en güçlü silah ve en etkin nüfuz aracıdır. Dolayısıyla bu projelerde mutlaka ulusal denetim mekanizmaları devrede olmalı, yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır' </em>dedi.</p> <p>Bağcıoğlu, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının <em>'uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini'</em> vurguladı.</p> <p><img alt='0Fd2Ac60 E3Fa 4D46 B224 167237441F56' class='detail-photo img-fluid' height='756' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/0fd2ac60-e3fa-4d46-b224-167237441f56.jpeg' width='1134' /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>Veri güvenliği tartışması</strong></p> <p>Ege Saati'nin haberine göre ihaleye hem yerli hem yabancı birçok firma katıldı. En düşük teklifi veren Yunan merkezli PLANET S.A. ve Türkiye'deki ortakları Ensensei Mühendislik Ltd. Şti. ile PLANET Turkey Yönetim ve Geliştirme A.Ş. konsorsiyumu ihaleyi kazandı. Ancak bazı bürokratik çevreler, düşük teklif gerekçesiyle <em>'veri güvenliği riskinin göz ardı edildiğini' </em>öne sürdü.</p> <p>Jeopolitik uzmanlara göre proje, çevresel analiz görüntüsü altında jeostratejik veri üretimi niteliği taşıyor. Toplanacak veriler arasında yer alan liman yapıları, dolgu alanları, kıyı setleri, su bütçesi ve dalga enerji yoğunlukları gibi bilgiler, savunma planlamasında kritik kabul ediliyor. Uzmanlar, bu verilerin gelecekte uluslararası davalarda veya enerji arama projelerinde Türkiye aleyhine kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.<br /> </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/11/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi.jpeg" type="image/jpeg" length="70238"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ülkemizi bekleyen tehlike: Tarladan sofraya kadar gıda krizi]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/ulkemizi-bekleyen-tehlike-tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/ulkemizi-bekleyen-tehlike-tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p> <p>Özel haber-Mürvet Kubay</p> <p>Türkiye'de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli toprakların sanayiye açılması, dışa bağımlılığı artırırken, kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir</p> <p>Türkiye, derin bir su ve gıda kriziyle karşı karşıya. Bilim insanları ve uzmanlar, kuraklıkla birlikte gıda güvenliğinin tehlikeye girmesiyle kıtlığın yaklaştığını belirtiyor. Tarım alanındaki yanlış politikalar, plansız kentleşme ve artan israf, krizi derinleştiren faktörler arasında.</p> <p>Birleşmiş Milletler'in verilerine göre Türkiye'de üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 30'u israf ediliyor. Bu, hem ekonomik hem de ekolojik anlamda büyük bir kayıp anlamına geliyor. Uzmanlar, bu israfın yanı sıra suyun yanlış yönetiminin de ciddi sonuçlara yol açtığını vurguluyor. Türkiye'deki su kaynakları hızla tükeniyor; barajların doluluk oranları düşerken, tarlalar giderek daha verimsiz hale geliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye'nin yıllardır göz göre göre gelen bir krizi yönetemediğini belirtiyor. 2004 yılında kuraklık konusunda uyarılar yapmış olan Yaşar, 2020 sonrasında ciddi bir su sıkıntısı yaşanacağını öngörmüş ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını ifade ediyor. Bugün, Beyşehir Gölü'nün 1980'lerde 21 metre olan su seviyesi, 8 metreye düşmüş durumda. Göller Bölgesi'nin iklim değişikliği ve su yönetimi hataları nedeniyle çölleşmeye yüz tuttuğuna dikkat çekiliyor.</p> <p><img alt='Dogan Yasar' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/dogan-yasar.jpeg' width='1280' /></p> <p>Yaşar'a göre Türkiye'nin su kaynaklarını tüketen yalnızca iklim değil, yanlış tarım desenleri ve plansız yönetim. Yaşar, 'Konya Ovası'nda az suyla yetinmesi gereken yerlerde şeker pancarı ve mısır gibi suya aç bitkiler ektik. Yer altı sularını tükettik, 2000'den fazla obruk oluştu. Eğer suyu bilimle yönetmezsek, kıtlık bizi bekliyor. Su varsa devlet var, su bittiği gün devlet biter' dedi.</p> <p>Ayrıca Doğan Yaşar, suyun bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Yaşar , 'Suyu yöneten ekiplerde jeoloji mühendisleri, hidrojeologlar olmalı. Ama yönetimlerde bu uzmanlar yok. O yüzden suyu yanlış yönetiyoruz. Evsel kullanım suyun yüzde 3'ü, asıl tüketim tarımda. Kapalı sistem sulama ile yüzde 65'e varan tasarruf mümkün. Eğer suyu bilimle kullanmazsak, önümüzdeki dönemde kıtlık kaçınılmaz' dedi.</p> <p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye'nin iklimsel verilerden çok yönetimsel hatalardan kaynaklı bir felaket yaşadığını vurguluyor ve devam ediyor. Yaşar, 'Yağmurlar azalmadı, biz suyu yönetemedik. 1970'lerde 609 kg olan yıllık yağış ortalaması, 2010'larda 630 kg'a çıktı. Her 1 derece sıcaklık artışı yağışı yüzde 2 artırır. Sorun yağmurun azlığı değil, yanlış kullanımı' diye konuştu.</p> <p>Yaşar'a göre, Türkiye 15-20 yıl önceden planlama yapmalıydı: 'İzmir'de şu anda baraj doluluk oranı yüzde 2,65 civarında. Oysa bu planlar 20 yıl önce yapılmalıydı. Arıtma suları tarımda kullanılmalıydı. Bugün Çiğli Arıtma Tesisi'nden denize dökülen 500 bin metreküp suyu Gediz Ovası'na yönlendirebilsek, İzmir çok rahatlar' dedi.</p> <p><img alt='Kıtlık (1)-1' class='detail-photo img-fluid' height='638' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-1-1.jpeg' width='1134' /></p> <p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, kuraklığın etkilerinin yalnızca su kaynaklarında değil, sofralarda da hissedileceğini savunuyor. Toprak, 'Suyun güvenliğini sağlayamadığımızda gıdanın güvenliğini de sağlayamayız. Su ve kuraklık krizi gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Su kalitesi ve mevcudiyeti, tarımsal üretimden gıda işlemeye kadar zincirin tamamını etkiliyor.' ifadelerini kullandı.</p> <p><img alt='Ugur Toprak' class='detail-photo img-fluid' height='876' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ugur-toprak.jpg' width='1314' /></p> <p>Toprak'a göre, iklim değişikliğiyle birlikte gıda enflasyonu da halkı sağlıksız ürünlere yönelttiğini öne sürdü ve ekledi: 'Alım gücü düştükçe vatandaş ucuz, dolayısıyla hileli ürünlere yöneliyor. Bu da hem halk sağlığını hem gıda güvenliğini tehdit ediyor. Etkin denetimler yetersiz, gıda mühendisi istihdamı artırılmalı.'</p> <p><strong>Gıda israfı</strong></p> <p>Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türkiye'de üretilen gıdanın yüzde 30'u çöpe gidiyor.<br /> Toprak, 'alışveriş planlaması, buzdolabı ısısı kontrolü ve artık gıdaların geri kazanımı' gibi basit adımların bile büyük fark yaratabileceğini söylüyor.</p> <p>Toprak, 'İhtiyaç listesiyle alışverişe çıkmak israfı yüzde 30 azaltıyor. Buzdolabını 4°C'de tutmak ve 'ilk giren ilk çıkar' yöntemiyle saklamak meyve-sebze kaybını yüzde 25 düşürüyor. Solmuş sebzeleri çorba ya da smoothie yaparak, ekmek kabuklarını galeta ununa dönüştürerek evsel atıkların yüzde 40'ı geri kazanılabilir.' dedi.</p> <p>Ancak sorun yalnızca evlerde değil. Restoran ve marketlerdeki hatalı depolama ve lojistik zinciri de büyük kayıplara yol açıyor: Toprak, 'Türkiye'de gıda atıklarının yüzde 30'u market ve restoran kaynaklı. Soğuk zincir kırılmaları yüzde 20'ye varan kayba neden oluyor. Bu noktada firmaların da gıda mühendisi istihdamını artırması gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p> <p>Toprak, sözlerini şöyle tamamladı: 'İklim akıllı tarım, dayanıklı tohumlar, su tasarruflu sulama ve atık geri kazanımı artık lüks değil, zorunluluk. Suyun, toprağın, gıdanın güvenliği bir bütündür. Her halkayı korumak, geleceğimizi korumaktır.'</p> <p><img alt='Kıtlık (3)' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-3.jpg' width='1280' /><img alt='Kıtlık (3)' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-3.jpg' width='1280' /></p> <p><strong>3 milyon 200 bin kişi susuz kaldı</strong></p> <p>Bursa'yı besleyen iki ana su kaynağı Nilüfer ve Doğancı barajlarında doluluk oranı yüzde 0'a düştü. Toplam 185 milyon metreküp kapasiteli barajların tamamen kurumasıyla kentte 3 milyon 200 bin kişi susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. BUSKİ verilerine göre 28 Eylül'de yüzde 2,33 olan doluluk oranı, 15 Ekim itibarıyla sıfırlandı. Şehrin günlük 400-500 bin metreküp su ihtiyacının bir bölümü artık Çınarcık Barajı ve yeraltı kuyularından sağlanıyor.Su seviyesi kritik eşiğin altına inince, BUSKİ 1 Ekim'den itibaren Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Mudanya, Gürsu ve Kestel ilçelerinde 12 saatlik planlı su kesintilerine başladı.</p> <p><strong>Sebze ve meyve kalmayacak</strong></p> <p>Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, 'Bursa sadece kendi içme suyu değil, Türkiye'nin sebze ve meyve ihtiyacı için de hayati bir kent. Barajlar kurursa sofralarımızda domates, patlıcan, şeftali göremeyebiliriz,' uyarısında bulundu. Demir, tarımda hâlâ 'salma sulama' yöntemlerinin kullanıldığını hatırlatarak, 'Damla ve yağmurlama sistemlerine geçilmeli, çiftçilere devlet desteği şart' dedi.</p> <p></p> <p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/ulkemizi-bekleyen-tehlike-tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/10/ulkemizi-bekleyen-tehlike-tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="18022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul - Rennes hattında bir belgesel yolculuk:]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa'nın Rennes kentinde düzenlenen 15. L'ImagePublique Festivali, bu yıl Ali Öz'ün yeni sergisine ev sahipliği yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ali Öz, Tarlabaşı'ndan Mardin'e, Balkanlar'dan Avrupa'nın sessiz kasabalarına uzanan uzun soluklu fotoğraf yolculuğunda, hep aynı sorunun peşinden gitti: <em>'İnsanı çevresinden ayırmadan anlatmak mümkün mü?'</em><br /> Bu kez cevabı Rennes'de arıyor. Bretonya'nın bu küçük ama kültürel anlamda zengin kentinde Öz, kamerasını gündelik hayata çeviriyor; şehrin sokaklarını, yüzlerini ve dokusunu bir belgeselci duyarlılığıyla belgeleyerek, görünmeyen hikâyeleri görünür kılıyor.</p> <p>Rennes'de geçirdiği süre boyunca sanatçı, 'şehrin fısıltılarını dinlediğini' söylüyor. Bu fısıltılar kimi zaman sabahın erken saatinde bir kahve dükkanının buğulu camında, kimi zaman bir yaşlının yüzündeki kırışıklıklarda yankılanıyor.<br /> Ali Öz'ün objektifinde Rennes, geçmişle bugünün birbirine karıştığı, sessiz ama derin bir anlatıya dönüşüyor.</p> <h3><strong>Doğal ışık, doğrudan gerçeklik</strong></h3> <p>Fotoğraflarında hiçbir mizansene başvurmayan Ali Öz, doğal ışığın gücüne inanıyor. Onun için fotoğraf, yalnızca bir estetik ifade biçimi değil; aynı zamanda bir <strong>tanıklık</strong> ve <strong>direniş</strong> aracıdır.Kendisini her zaman 'insanı merkeze alan bir tanık' olarak tanımlayan Öz, yıllardır sürdürdüğü bu yaklaşımıyla gerçeğin kırılgan ama etkileyici yüzünü izleyiciye gösteriyor.<br /> Tıpkı 'Tarlabaşı Ayıp Şehir' sergisinde olduğu gibi, 'Rennes'in Fısıltılarının Peşinde' sergisinde de gündelik hayatın küçük anları, büyük hikâyelere dönüşüyor.</p> <h3><strong>Fransa'da ikinci davet</strong></h3> <p>Ali Öz, 2023 yılında 'Tarlabaşı Ayıp Şehir' sergisiyle <strong>14. L'ImagePublique Festivali'ne</strong> davet edilmişti. Sergi büyük ilgi görünce, sanatçı bu yıl festivalin <strong>15. yıl özel davetlileri</strong> arasında yer aldı.<br /> 'Rennes'in Fısıltılarının Peşinde' adlı yeni sergisi, <strong>13 Ekim - 2 Kasım 2025</strong> tarihleri arasında <strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes</strong> adresinde ziyaretçilere açık olacak.</p> <p><img height='1200' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102222-1.jpeg' width='1600' /></p> <h3><strong>Festivalin kalbinde Türk sanatçı</strong></h3> <p>Festivalin resmi açılışı <strong>17 Ekim 2025</strong> tarihinde yapılacak. Açılışta, <strong>Ali Öz</strong> '1980'lerin İstanbul'u' başlıklı özel bir sunumla izleyici karşısına çıkacak. Aynı gün sanatçı dostu <strong>Masis Üşenmez</strong> de 'Bugünün İstanbul'u' üzerine bir sunum gerçekleştirecek.<br /> İki fotoğrafçının sunumları, İstanbul'un geçmişi ile bugünü arasında köprü kurmayı amaçlıyor; kent belleğinin dönüşümünü görsel bir diyalog olarak izleyiciye sunuyor.Festivalin programı Ali Öz için yoğun geçecek.<strong>7 Kasım</strong> akşamı, sanatçının Rennes üzerine hazırladığı özel fotoğraf gösterimi festival izleyicileriyle buluşacak.<strong>8 Kasım</strong> tarihinde ise Öz, '<strong>kent çeperi</strong>' temalı bir atölye çalışması düzenleyecek. Bu atölye, fotoğrafın toplumsal hafızayı nasıl dönüştürdüğünü tartışmak isteyenler için eşsiz bir fırsat olarak görülüyor.Aynı gün, Fransız belgesel fotoğrafçısı <strong>Jean Claude Aiwa</strong>'nın Ali Öz'ü anlatan 30 dakikalık kısa belgeseli de ilk kez gösterilecek. Aiwa'nın filminde, Ali Öz'ün hem İstanbul'daki hem de Rennes'deki üretim süreçlerine, sanat anlayışına ve insana bakışına dair kesitler yer alıyor.</p> <p><img height='1200' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102143.jpeg' width='1600' /></p> <h3><strong>Bir kolektif ruh: Maksim'Art ve Funda Tokaç'ın katkısı</strong></h3> <p>Festivalin gerçekleşmesinde <strong>Maksim'Art Derneği</strong> ve kurucusu ressam <strong>Funda Tokaç</strong>'ın katkısı dikkat çekiyor. Tokaç, Fransız ve Türk sanatçıları buluşturan bu platformun kültürel köprü misyonunu yıllardır sürdürüyor.Ayrıca festivalin başkanı <strong>Paul Vancassel</strong> ve organizasyon ekibinin de emeğiyle, <strong>Ali Öz</strong> ve <strong>MasisÜşenmez</strong>'inRennes'teki sergileri büyük bir kolektif çalışmanın ürünü olarak hayat buldu.</p> <p>Festival kapsamında ayrıca '<strong>Rennes-İstanbul: Kesişen Bakışlar</strong>' adlı kolektif sergi de izleyicilerle buluşacak. Bu sergide Fransız ve Türk sanatçıların ortak temaları -kent belleği, göç, gündelik hayatın şiirselliği- fotoğraf aracılığıyla yeniden yorumlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>Ali Öz'ün bu bağlamda Rennes'teki varlığı, Türkiye'deki belgesel fotoğraf geleneğinin uluslararası sahnede güçlü bir temsilini oluşturuyor.</p> <h3><strong>Ali Öz: Fotoğraf bir direniştir</strong></h3> <p>Ali Öz için fotoğraf, sadece bir görüntü değil, bir duruştur.<br /> Ona göre her kare, bir tanıklık; her yüz, bir hikâyedir. 'Rennes'in Fısıltılarının Peşinde' sergisi de bu anlayışın yeni bir durağı.<br /> Kentlerin sessiz yüzlerini belgeleyen Öz, izleyicisini bu defa bir Avrupa kentine, ama yine insanın özüne davet ediyor: <em>'Biri dikkat kesilirse, Rennes'in neler fısıldadığını duyar.' </em></p> <p><img height='1000' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102209.jpeg' width='583' /></p> <h3><strong>Ziyaret bilgileri</strong></h3> <p><strong>Sergi:</strong> 'Rennes'in Fısıltılarının Peşinde'<br /> <strong>Tarih:</strong> 13 Ekim - 2 Kasım 2025<br /> <strong>Yer:</strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes<br /> <strong>Fotoğraf Gösterimi:</strong> 7 Kasım 2025 - Saat 20.00<br /> <strong>Atölye:</strong> 8 Kasım 2025 - 'Kent Çeperi' (ücretli)<br /> <strong>Kayıt:</strong><a href='mailto:workshopimagepublique@gmail.com'>workshopimagepublique@gmail.com</a></p> <p><strong>İletişim:</strong><a href='mailto:gazetecialioz@gmail.com'>gazetecialioz@gmail.com</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/10/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk.jpg" type="image/jpeg" length="19343"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CHP ŞANLIURFA MİLLETVEKİLİ MAHMUT TANAL, EGE SAATİ'NE KONUŞTU]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de halk, her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar takmıştır, 'Çoban Sülo', 'Karaoğlan' gibi. Meclis'ten sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan CHP'li Mahmut Tanal da 'Pikaçhu' lakabıyla halkın gönlünde yer etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mürvet Kubay/Özel Röportaj</p> <p>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, 19 Mart protestolarından Akbelen direnişine kadar sokakta verdiği mücadeleyle toplumun, özellikle de gençlerin gönlünü kazandı. Sosyal medyada 'Pikaçhu' lakabıyla fenomen hâline gelen Tanal, yükselen ilgiyi Ege Saati'ne değerlendirdi, 'Samimiyet, inanç ve adalet mücadelesiyle gençlerle bağ kurdum' dedi.</p> <p>Kamuoyu Mahmut Tanal'ın sıradışılığına ilk kez; iptal edilen 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin ardındaki süreçte tanık oldu: Oy çuvallarının üzerindeki uyuyan fotoğrafı belleklere kazındı:</p> <p>19 Mart 2025'te İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması Türkiye'nin dört bir yanında büyük yankı uyandırdı. İBB'nin bulunduğu Saraçhane başta olmak üzere 81 ilde başlayan eylemlerde en çok dikkat çeken isimlerin başında CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal geldi. Çağlayan Adliyesi'nde barikatları yıkmaya çalışması, Saraçhane'de öğrencilerin yanında yer alması, ODTÜ'de boy göstermesi: Tanal, kısa sürede gençlerin sosyal medya gündeminde kendine özel bir yer edindi.</p> <p>Meclis kürsüsünden sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan Tanal, artık gençler arasında 'Pikaçhu' lakabıyla anılıyor. Elektrik saçan bir çizgi film karakterinden ilhamla verilen bu isim, Tanal'ın hem mücadeleci hem de enerjik siyaset tarzının sembolü hâline geldi.</p> <p><img alt='Mahmut Tanal' class='detail-photo img-fluid' height='342' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal.jpg' width='619' /></p> <p><strong>'Pikaçhu'yu sahiplendi</strong></p> <p>Gençlerin verdiği lakaptan memnun olduğunu söyleyen Tanal, bu bağın yapay değil, tamamen doğal geliştiğini vurguluyor: Tanal, 'Gençleri seviyorum, onların duygu ve düşüncelerine saygı duyuyorum. Türkiye'de halk her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar vermiştir: 'Çoban Sülo', 'Karaoğlan' gibi: Bana da 'Pikaçhu' dediler, ben bunu içtenlikle sahiplendim. Çünkü bu lakap, gençlerle kurduğumuz doğal bağın bir simgesi. Ben de Genel Başkanımıza 'Umudun Özgür'ü' diyorum. Siyasette bu tür halk tanımları sıcaklığın ve aidiyetin göstergesidir' dedi.</p> <p><img alt='Mahmut Tanal4' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal4.jpeg' width='1280' /></p> <p><strong>İçtenliği en büyük özelliği</strong></p> <p>Siyasetteki yoğun temposunu nasıl koruduğu sorusuna net yanıt veren Tanal, 'Evet, siyasette oldukça yoğun bir tempom var. Ancak insan, bir hedefe inanarak kilitlendiğinde enerjisini doğal olarak koruyor. İstemek zaten başarının yarısıdır. Ben de inandığım değerler, halkın sesi olma sorumluluğu ve adalet mücadelesiyle enerjimi hep diri tutuyorum' ifadelerini kullandı.</p> <p>Bu sözler, gençlerin 'Pikaçhu' yakıştırmasına da ışık tutuyor: Enerji, inanç ve kararlılık.</p> <p>Meclis dışında kendisini 'Mahmut Tanal' yapan kişisel özelliklerini de şöyle anlatan CHP'li vekil, 'Çalışkan, dürüst, samimi ve doğal bir insanım. Siyasette olduğu kadar gündelik yaşamda da sade bir yaşamı, içtenliği ve alın terini ön planda tutarım. Halkın içinden biri olmanın verdiği bu samimiyet, beni ben yapan en güçlü özelliğimdir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p><strong>Gençlerle bağın anahtarı</strong></p> <p>Tanal, mizahi yönünün bilinçli bir siyasi tercih değil, karakterinin doğal bir parçası olduğunu belirterek şöyle devam etti: 'Bu tamamen karakterimin doğal bir yansıması. Mizah, toplumla, gençlerle bağ kurmanın en samimi yoludur. Halkın gülümsemesini sağlayabiliyorsam, bu benim için siyasetin en güzel tarafıdır.'</p> <p>31 Mart 2019 yerel seçimlerinde oy çuvallarının üstüne yatmasından Akbelen direnişinde jandarmaya karşı koşmasına kadar her eylemde görüntüleri sosyal medyada yayılan Mahmut Tanal, gençlerin gözünde artık sadece bir milletvekili değil, enerjisiyle sahaya çıkan bir 'Pikaçhu'. Gençlerle kurduğu doğal bağ, siyasette mizahı ve mücadeleyi birleştirmesi, onu Türkiye siyasetinde farklı bir yere taşıyor. Sokağın vekili, gençlerin 'Pikaçhu'su olarak anılmaya devam ediyor. </p> <p>'Gençlerin geleceği için aynı</p> <p>çizgide mücadele ediyorum'</p> <p>Sosyal medyada paylaşılan videolar, esprili çıkışları ve barikat önlerinde gençlerle verdiği pozlar, onun siyasette alışılmış kalıpların dışında bir figür olarak öne çıkmasına neden oldu.</p> <p><img alt='Mahmut Tanal2' class='detail-photo img-fluid' height='720' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal2.jpg' width='1280' /></p> <p>Tanal, artan genç ilgisini şöyle yorumladı: 'Ben 19 Mart'tan önce neysem, bugün de aynı Mahmut Tanal'ım. Doğrularımdan, ilkelerimden hiçbir zaman sapmadım. Meclis kürsüsünde, meydanda, sokakta hep aynı kararlılıkla mücadele ettim. Gençler beni yeni tanıdı ama ben yıllardır onların geleceği için aynı çizgide mücadele ediyorum. Gençlere ulaşmanın yolu samimiyetten, adaletten ve onları dinlemekten geçer.'</p> <p>Tanal, bugünün gençlerini geçmişle kıyasladığında farkın çok net olduğunu ifade etti. Tanal, 'Bugünün gençliği geçmişe göre çok daha donanımlı. Ellerinde internet, teknoloji, iletişim araçları var. Dünyayı anında takip ediyorlar, örgütlenebiliyorlar ve seslerini duyurabiliyorlar. En önemlisi, siyasetle mizahı, eleştiriyi ve yaratıcılığı birlikte yoğurabiliyorlar. Bu yönleriyle geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/10/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu.png" type="image/jpeg" length="51373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KIŞ YAKLAŞIRKEN YENİ VARYANTLAR GÜNDEMDE]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Tabip Odası ve eski bakan Hakan Tartan'dan dikkat çeken açıklamalar. Avrupa KOVID alarmında. Türkiye'de ise şeffaflık sorunu sürüyor, Bakanlık verileri paylaşmıyor. Risk grupları için ciddi uyarı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</h3> <p>Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında beklenen artış başlarken, KOVID-19'un yeni varyantlarının da bu dalgaya eşlik ettiği görülüyor. İzmir Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, hem sahadan gelen geri bildirimlere hem de laboratuvar gözlemlerine dikkat çekerek, SARS-CoV-2'nin tekrar öne çıktığını ifade etti.</p> <p>Ayhan, 'Mevsimsel etkenler nedeniyle birçok virüs dolaşımda olabilir; ancak son günlerde COVID-19 etkeni olan SARS-CoV-2'nin tekrar yaygınlaştığına dair ciddi sinyaller alıyoruz' dedi. Türkiye'de henüz kamuya açıklanan net bir veri olmadığını belirten Ayhan, bu konuda İl Sağlık Müdürlükleri ile Sağlık Bakanlığı'nın şeffaf davranması gerektiğini vurguladı.</p> <p><img alt='Covid (4)' class='detail-photo img-fluid' height='638' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-4.jpeg' width='986' /></p> <h2><strong>Avrupa'da alarm</strong></h2> <p>Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hakan Tartan ise Avrupa'daki gelişmelere dikkat çekti. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Tartan, pandemi sürecinde yaşananları anımsatarak, 'O dönemde Avrupa'da ne yaşandıysa, biz bir ay sonra aynısını yaşadık. Şimdi de özellikle Fransa başta olmak üzere bazı ülkelerde vaka sayıları hızla artıyor. Fransa'da KOVID-19 etki alanını kısa sürede ikiye katladı. Bu sinyalleri görmezden gelmek tehlikeli olur' diye konuştu.</p> <p>Tartan'ın bu sözleri, Türkiye'nin yaklaşan kış aylarında olası bir dalgaya hazırlıklı olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p> <p><img alt='Covid (2)' class='detail-photo img-fluid' height='653' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-2.jpeg' width='924' /></p> <p><strong>Yeni varyantlar</strong></p> <p>Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) tanımladığı yeni varyantlara da dikkat çekti. Ayhan, 'Stratus ve Nimbus olarak adlandırılan SARS-CoV-2 alt varyantları, Omikron'un yeni formları. Bulaşıcılıkları daha yüksek, ancak hastalık şiddeti açısından daha tehlikeli olduklarına dair henüz bir kanıt yok' dedi.</p> <p>Ayhan, buna rağmen, özellikle ileri yaştaki bireyler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için bu varyantların ciddi tehdit oluşturabileceğini belirtti.</p> <p><img alt='Covid (3)' class='detail-photo img-fluid' height='616' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-3.jpeg' width='988' /></p> <h3><strong>Maske yeniden</strong></h3> <p>Toplumda pandeminin tamamen geride kaldığı düşünülse de uzmanlar özellikle kış aylarında artan kapalı alan temaslarına karşı önlem alınması gerektiğini söylüyor. Uzm. Dr. Ayhan, 'Hem enfekte olan bireylerin çevreyi koruması, hem de risk grubundakilerin kendini koruması adına maske kullanımı hâlâ çok önemli. Özellikle toplu taşıma, hastane ve kapalı alanlarda maske alışkanlığı yeniden kazanılmalı' dedi.</p> <p><img alt='178468' class='detail-photo img-fluid' height='756' src='https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/178468.jpeg' width='1134' /></p> <h3><strong>Şeffaf veri çağrısı</strong></h3> <p>Türkiye'de resmi KOVID-19 verileri uzun süredir açıklanmıyor. Bu durum hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun gerçek tabloyu görmesini zorlaştırıyor. Dr. Ayhan, 'Sahada ne ile karşı karşıya olduğumuzu tam anlamak için sayısal verilerin paylaşılması şart. Sağlık Bakanlığı bu konuda kamuoyunu bilgilendirmeli' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div> <p>KOVID-19 pandemisinin en sert etkilerinden çıkmış olsak da, yeni varyantlar ve artan vakalar, bu virüsün hayatımızdan tamamen çıkmadığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri önlemleri yeniden masaya yatırırken, Türkiye'de sessizliğin hâkim olması dikkat çekiyor. Uzmanlar, halk sağlığının korunması için hem şeffaf bilgi akışı hem de basit ama etkili önlemlerin (maske, hijyen, mesafe) yeniden hatırlatılması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, Güncel</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/10/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde.jpeg" type="image/jpeg" length="20576"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasette "ince hesap" hukuku]]></title>
      <link>https://hepsihaber.com/siyasette-ince-hesap-hukuku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://hepsihaber.com/siyasette-ince-hesap-hukuku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart tarihinden bu yana süren belediye operasyonlarında iddianameler hâlâ yazılmadı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve eski bakan Yüksel Yalova, ‘masumiyet karinesi’nin ihlal edildiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>19 Mart tarihinden bu yana süren belediye operasyonlarında iddianameler hâlâ yazılmadı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve eski bakan Yüksel Yalova, ‘masumiyet karinesi’nin ihlal edildiğini ifade etti.</p>

<h3>MÜRVET KUBAY-ÖZEL HABER</h3>

<h2><br />
Gizli tanık ifadeleri, yazılmayan iddianameler, aylar süren tutukluluklar… Hukukçular, 19 Mart sonrası başlatılan operasyonların hem Anayasa’ya hem de evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor. Prof. Dr. Süheyl Batum, “Hukuk ancak eşit ve adil uygulanırsa hukuktur” derken, Yalova, “Etkin pişmanlık kişisel kurtuluş aracına dönüştü” uyarısında bulundu.</h2>

<p>Türkiye, 19 Mart’tan itibaren peş peşe gelen CHP’li belediyelerin operasyonlarını konuşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan ilçe belediye başkanlarına, Adana gibi büyükşehirlerde görev yapan yöneticilere kadar pek çok isim hâlâ tutuklu. Ancak aradan geçen beş aya rağmen iddianameler hâlâ hazırlanmış değil. Bu süreç, hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle hukukçuların sert eleştirilerine neden oluyor.</p>

<h2><strong>Masumiyet karinesi</strong></h2>

<p>Anayasa Hukuku Profesörü Süheyl Batum, sürecin başından beri yaşananların Anayasa’ya ve evrensel hukuk standartlarına uymadığını belirtti.</p>

<p>Batum, <strong>“</strong>Hukukun en temel ilkelerinden biri, kesin hüküm giyinceye kadar herkesin masum sayılmasıdır. Bugün tutuklu olan belediye başkanlarının hiçbiri hakkında kesinleşmiş bir hüküm yok. Aradaki tek fark, haklarında soruşturma başlatılmış olmasıdır. Ancak bu, uzun süreli tutukluluk için yeterli değildir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Batum’a göre, tutuklama kararlarının somut delillerle desteklenmesi gerekiyor. Batum,<br />
“Kaçma ihtimali vardır gibi basmakalıp gerekçeler AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre tutuklama için yeterli değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde yalnızca tanık veya gizli tanık beyanı, aylarca süren tutukluluk için gerekçe olamaz. Başlangıçta soruşturma açmaya yetebilir; ama aylarca tutukluluk için maddi delil şarttır” dedi.</p>

<p><img alt="Süheyl Batum" class="detail-photo img-fluid" height="817" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/08/suheyl-batum.jpg" width="1074" /></p>

<h3><strong>Seçici soruşturmalar</strong></h3>

<p>Soruşturmaların belli siyasi partilere odaklanmasını da hukuka aykırı bulan Batum, sözlerine şöyle devam etti: “Savcının yalnızca belli bir siyasi partiye ait belediyelerle ilgilenmesi gibi bir lüksü olamaz. Aziz İhsan Aktaş’ın adı hem CHP’li hem AKP’li belediyelerin ihalelerinde geçiyorsa, tümü soruşturulmalı. Rüşvet almak da vermek de suçtur. İhaleye fesat karıştırmak da suçtur. Bir tarafta tutuklama, diğer tarafta serbest bırakma varsa bu açık bir çifte standarttır.”</p>

<p>2007–2014 yılları arasında yaşanan “gizli tanık” dönemini hatırlatan Prof. Dr. Süheyl Batum,<br />
“O dönemde yüzlerce insan sadece gizli tanık ifadeleriyle yıllarca tutuklu kaldı. Sonradan bu hukuksuzlukların boyutu ortaya çıktı. Şimdi 10 yıl sonra aynı yöntemler tekrar kullanılıyor” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Etkin pişmanlık</strong></h2>

<p>Eski devlet bakanı ve hukukçu Yüksel Yalova da operasyonlarda kullanılan etkin pişmanlık mekanizmasını eleştirdi. İlk gözaltı dalgasında tutuklandıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edilen bir kişinin ifadeleriyle yeni operasyonların yapıldığını hatırlatan Yalova, bunun “çifte standart” oluşturduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Yüksel Yalova" class="detail-photo img-fluid" height="843" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/08/yuksel-yalova.jpg" width="908" /></p>

<p>Etkin pişmanlık yasasının amacının büyük suç örgütlerini çözmek olduğunu ifade eden Yalova, bugün bu mekanizmanın amacının dışında kullanıldığını belirterek, “Çok ciddi suç örgütlerinde yer alan kişilere, çıkmaları için bir fırsat tanınır. Ama bugün yüzlerce ihaleye girmiş kişiler yalnızca ‘pişman oldum’ diyerek kurtulabiliyor. Bu adalet değil” dedi.</p>

<p>Soruşturmaların parçalı değil, bütüncül yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Yalova, “Bir kişi bir belediye başkanına araç hediye etmişse, o hediyenin nedeni ve ilgili ihale mutlaka incelenmelidir. Bu Trabzon’da da olsa, Isparta’da da olsa değişmez. Hukuk, eşit uygulanmadığında adalet tesis edilemez. Etkin pişmanlık maddesi kişisel kurtuluş aracı değil, adaletin tesisi aracı olmalıdır.”</p>

<h3>2007–2014 dönemi uyarısı</h3>

<p>Her iki hukukçu da Türkiye’nin geçmişte benzer bir yoldan geçtiğini, gizli tanık beyanlarının tek delil olarak kullanıldığı uzun tutukluluk dönemlerinin yeniden hortladığını belirtti. Prof. Dr. Süheyl Batum, “Yazılamayan iddianameler, delilsiz tutuklamalar ve siyasi şaibeler, hukuku siyasetin aracı haline getirir. Bu noktada kaybeden sadece adalet değil, toplumun devlete olan güvenidir. Soruşturmalar siyasi aidiyet gözetmeden yürütülmeli; etkin pişmanlık yalnızca gerçek suç örgütlerini çözmek için kullanılmalı. Aksi halde hem masumiyet karinesi hem de hukukun temel ilkeleri yara alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber, Güncel</category>
      <guid>https://hepsihaber.com/siyasette-ince-hesap-hukuku</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://hepsihabercom.teimg.com/crop/1280x720/hepsihaber-com/uploads/2025/08/siyasette-ince-hesap-hukuku.jpg" type="image/jpeg" length="76870"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
